KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5625 E., 2008/6837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.11.2007 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 1226 parsel sayılı taşınmaz kaydında 2.İcra Müdürlüğünün 2003/1725 sayılı dosyasındaki alacaktan dolayı haciz kaydının bulunduğunu, alacaklı davalı ile 45.000.YTL. ödendiği takdirde haczin terkin edileceğinin kabul edildiğini, bu bedel ödenmesine rağmen haciz şerhinin terkin edilmediğini ileri sürerek, kayıttaki haciz şerhinin terkinini istemiştir.
Davalı, takibe konu alacağın tamamının ödenmediğini savunmuş, mahkemece haciz borcuna karşılık 45.000. YTL. ödenmesinin kabul edildiği, davacının da bu miktarı ödediği gerekçesi ile şerhin terkinine karar verilmiş, hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, haciz şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan İcra Müdürlüğünün el koyması işlemidir. İ.İ.K.m.91 hükmünce gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanunu m.1010 anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hakimiyet hakkı kurmasını sağlamaz ise de, tasarruf yetkisinin dar manada kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Türk Medeni Kanunu’nun 1010. maddesi uyarınca haciz şerhi tapuya yazıldıktan sonra lehtarının talebi ile terkin edilebilir. Borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi veya sona ermesi halinde ya da haciz şerhinin usulsüz kaydı hallerinde ilgilisinin terkine olur vermemesi durumunda taşınmaz maliki, şerhin terkinini dava edebilir.
Eldeki davada da, dava konusu taşınmaz kaydındaki haciz şerhinin konulduğu icra takip dosyasındaki borcun haricen ödendiği ileri sürülmektedir. Denizbank İskenderun Şubesinin 14.07.2007 tarihli yazısından da davacı ... tarafından davalı ... adına İskenderun 2.İcra Müdürlüğünün 2003/1725 takip dosyası ile ilgili olarak 45.000 YTL. gönderildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, takibin yapıldığı 2003/1725 sayılı dosyadaki borç miktarı 70.000 YTL.dir. Davacı, davalı vekilinin kendilerine gönderdiği içeriği davalı tarafından doğrulanmayan 23.03.2007 tarihli faksa göre, 45.000 YTL.nin ödenmesi halinde haczin kaldırılacağının kabul edildiğini iddia ederek terkin istemektedir.
Bilindiği gibi borcun yenilenmesi(tecdit), borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesidir. Borcun yenilenmesi alacaklı ile borçlu arasında yapılacak bir sözleşme ile gerçekleşir(Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2001, Ankara s. 1252-1253). Tarafların eski borç yerine geçecek yeni bir borç iradesine sahip olmaları gerekir. Ayrıca yenileme niyetinin anlaşma yapıldığı anda açık ve kesin bir şekilde belli olmalıdır(BK. m.114/1,2). Borcun karine olarak yenilendiği kabul edilemez(BK.114/2).
Davalı vekilinin, yukarıda sözü edilen 23.07.2007 tarihli faksta 45.000 YTL.nin ödenmesi halinde haczin kaldırılacağına dair beyanı ve faks fotokopisi taraflar arasındaki 70.000 YTL.lik borç ilişkisinin 45.000 YTL. olarak yenilendiğini kanıtlayan bir belge niteliğinde değildir. Ayrıca, davalı yan belge içeriğini kabulde etmemektedir. Hal böyle olunca, taşınmaz kaydındaki haczin dayanağı borcun ödendiğinin kabulü ile haczin terkini doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5625, K. 2008/6837, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama