KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5630 E., 2008/6834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.06.2007 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Kadastro Müdürlüğü vekili ve davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
Anılan hüküm, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.” şeklinde iken 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata
sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiş böylece, açıklanan teknik hataların düzeltilmesinde vasıf ve mülkiyet değişikliğini engelleyen ifadeler madde metninden çıkartılmıştır.
Ancak, buradaki mülkiyet değişikliğinden, orijinal ölçü değerleri ile zemin uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta olup, tapu iptali ve tescil yolu ile çözümlenecek nitelikte olan kadastro tespitine dayalı istemleri bu madde kapsamında değerlendirilmemiştir.
Bir başka anlatımla, kadastro çalışmaları sırasında zemindeki mülkiyet sınırlarını oluşturan ölçü değerlerinin paftaya doğru aktarımı söz konusu ancak, bu ölçümün hatalı olduğu iddiası var ise bu durum düzeltme işlemine değil, tapu iptali ve tescil davasına konu olacaktır.
Tapu iptali ve tescile konu olabilecek kadastro işlemi, mülkiyet sınırlar belirlenirken, dayanak belgelerin yanlış uygulanması veya yerel bilirkişilerin hatalı yer göstermelerinden kaynaklanabilecek iken, sınırlandırma, ölçü değerinin doğru alınmasına rağmen paftaya yanlış aktarımı veya sabit noktaların hatalı tersimi nedeniyle doğru yapılan mülkiyet sınırları tespitinin paftada yanlış gösterilmesi 41. madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Somut olayda, davacı, davalı taşınmazında tersimat hatası yapıldığı gerekçesi ile düzeltme yapıldığını, işlem ile davalı taşınmazı lehine mülkiyet nakli oluştuğunu ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece, mülkiyet nakli bulunduğu, 41 madde gereğince mülkiyet nakli sağlayacak şekilde düzeltme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten de Kadastro Müdürlüğünün 16.05.2007 tarihli işlemi ile taraflara ait taşınmazların kadastro yenilemeleri sırasında ilk tesis kadastrosu sırasında ölçülmüş cephelere uyulmadığı gerekçesiyle taşınmazların geometrik durumlarında ve yüzölçümlerinde düzeltme yapılmıştır. Bu düzeltmeler, yukarıda açıklandığı gibi 41. maddede değişiklik yapılmadan önce mülkiyet değişikliği kapsamında değerlendirilmekte ve bu şekilde yapılan düzeltme işlemleri iptal edilmekteydi.
Değişiklik ile madde metninden mülkiyet sözcüğü çıkartılmış olup bu husus tek başına işlemin iptalini gerektirmemekte, düzeltmenin “Kadastro Sırasında Veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat Ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik” hükümleri de nazara alınarak 41. madde kapsamında doğru yapılıp yapılmadığı denetlenmektedir.
Mahkemece, yasal değişiklik ve anılan yönetmelik hükümlerine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile müdürlük işlemi denetlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5630, K. 2008/6834, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama