KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5689 E., 2008/6833 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil, bu istem olmazsa tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 26.02.2008 gün ve 2007/14538 - 2008/2331 sayılı ilamiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, yüklenicinin temliki işleminden kaynaklanan mülkiyet aktarımı, ikinci kademedeki istek satış vaadine konu bağımsız bölüm rayiç bedelinin tahsili, ıslah yolu ile öne sürülen istek ise bağımsız bölümün sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihindeki gecikmeden ötürü kira tazminatı alacağının ödetilmesi istemlerine ilişkindir.
Davalılardan arsa sahibi, mülkiyeti talep edilen bağımsız bölümün sözleşmede kendilerine bırakıldığını dayanılan satış vaadi sözleşmesinin bu yönü ile ifa olanağı bulunmadığını, açılan davanın reddini, davalı yüklenici de davacıya satış vaadi olunan taşınmazın 11 numaralı parseldeki 8 numaralı bağımsız bölüm olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dayandığı 05.03.2004 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi 11 parseldeki 8 numaralı bağımsız bölüme ilişkin olup, davacı 12 parseldeki 8 numaralı bağımsız bölümün mülkiyetini talep ettiğinden, mülkiyet aktarım isteğinin reddine, bir davada birden çok ıslah talebinde bulunulamayacağından ıslah yolu ile öne sürülen rayiç bedel ödetilmesi isteminin de bu nedenle reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine Yerel mahkeme kararı Dairemizce:
“HUMK.nun 74.maddesi hükmünce, hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Ondan fazlasına veya bir başka şeye hüküm kuramaz.
Dava dilekçesine bakılırsa, davacının başlangıçtaki isteminin 12 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 8 numaralı bağımsız bölümün mülkiyeti, ikinci kademedeki isteğin ise bağımsız bölüm rayiç bedelinin tahsili talebi olduğu görülmektedir. Davacı, 27.09.2006 günlü ıslah dilekçesinde bu taleplerine bağımsız bölümün sözleşmede öngörülen teslim süresi ile dava tarihi arasındaki gecikmeden kaynaklanan kira parasının ödetilmesini eklemiştir.
Gerçekten, mahkemece doğru olarak saptandığı üzere HUMK.nun 83.maddesi gereğince aynı davada her tarafın ancak bir kere ıslah hakkı bulunmakta ise de, davacı 27.09.2006 tarihli dilekçesindeki ıslahından sonra davayı ıslah etmemiştir. Çünkü, davacının 27.04.2007 günlü dilekçesi ıslah dilekçesi değil, 27.09.2006 günlü ıslah dilekçesini açıklama dilekçesidir.
Dolayısı ile, mahkemenin aynı davada birden fazla ıslah talebinde bulunamayacağından bahisle davacının rayiç bedel tahsili isteminin reddine dair yaptığı gerekçe usule uygun düşmemektedir.
Borçlar Kanununda bir tanımı yoksa da İfa, borç ilişkisinde borçlunun yüklendiği “edimi”nin sözleşme ve yasanın belirlediği çerçevede yerine getirilmesi demektir.Eğer edim bir şey (vermek) veya (yapmak) şeklinde ise ifa, o şeyi alacaklıya ifa maksadı ile teslim etmek, yada o işi yapmak suretinde belirir.Edim bir şeyi (yapmamak) dan ibaret ise ifa, borçlunun bu taahhüdünü ihlal etmemesi halinde gerçekleşir.
İfanın konusu, borçlanılan edimdir. Edimin konusu ile ifanın konusu ilke olarak aynıdır. Borçlu, alacaklıya yalnız borçlanılan edimi ifa etmek suretiyle borçtan kurtulur; bu suretle borç sona erer. Alacaklı da esas itibariyle borçludan yalnız borçlanılan edimin ifasını talep edebilir. Alacaklı ve borçlu borçlanılan edimle bağlı olup, başka bir edim ifa konusu olamayacağı gibi talep de edilemez. İfa olanağı bulunduğu sürece de borçludan sadece borçlanılan edim istenebilir.
Alacaklı, borçludan kural olarak ifanın yerine geçen bir edimi ve somut olayda olduğu gibi alternatif bir edimin yerine getirilmesini isteyemez. Zira, dayandığı 05.03.2004 günlü sözleşmenin konusu davalılardan yüklenicinin 11 parsel üzerinde yaptığı binadaki 8 numaralı bağımsız bölümün mülkiyetinin aktarılmasıdır.
Bu sözleşmenin, ifa olanağı varken davacının alternatif bir seçenekle istekte bulunma veya bu sözleşmeye dayanarak başka talepler öne sürme yetkisi olmadığından, davanın reddi, sonuç olarak doğrudur...” denilmek suretiyle gerekçesi düzeltilerek onanmıştır.
Bu kez davacı, önceki temyiz itirazlarını da tekrarlayarak, davalı arsa sahibi ... vekilinin 27.04.2007 tarihli talebinde vekalet ücreti istemediğini beyan ettiği halde mahkemece vekalet ücretine hükmedildiği bu hususun temyiz incelemesi sırasında değerlendirilmemiş olduğunu ileri sürerek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine ve Dairemizin az yukarıda değinilen onama kararı gerekçesine göre davacının aşağıda belirtilen neden dışındaki diğer karar düzeltme istemlerinin reddine,
2- Davacının, davalı ... vekili yararına vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı yönündeki karar düzeltme istemine gelince; gerçekten de dosya içerisinde bulunan 27.04.2007 tarihli dilekçede, “davalı ... namına dava ile ilgili olarak masraf ve vekalet ücreti talep etmediğimizi, ayrıca kabul ve beyan ediyorum” şeklindeki vekaletnamede yetkileri bulunan davacı ve davalı vekilinin beyanları karşısında davalı ... vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK.nun 438/VII. maddesi gereği düzeltilmesi gerekmiş, karar düzeltme istemi bu nedenle yerinde görülmüştür.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5689, K. 2008/6833, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama