Dava, Türk Medeni Kanunun 744 (önceki Medeni Kanun’un 668.) inci maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca ‘ Her taşınmaz maliki uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde,kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür...’
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle ;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel
bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca, taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı vekili, müvekkilinin 379 ada 4 ve 370 ada 12 parsellerin maliki olduğunu, 12 parsel üzerinde su kuyusu bulunduğunu, bu su kuyusundan 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki mahsül ve ağaçların sulanması için davalılara ait 6 parsel sayılı taşınmaz üzerine yıllar önce yer altından 1-1.5 metre derinlikte döşenmiş, yaklaşık 20 cm. çapındaki plastik boruların mevcut olduğunu, yıllardan beri 4 parsel sayılı taşınmazın sulama ihtiyacının bu şekilde giderildiğini, kendilerine ait 12 parsel sayılı taşınmaz içindeki artezyen kuyusundan çıkarılarak, plastik borularla davalılara ait 379 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan geçirilip, 379 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarına ulaşan mecraya ilişkin, tapuda irtifak hakkı tesisi talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek, 20.04.2006 havale tarihli rapora ekli bilirkişi krokisinde, kırmızı renkle işaretli alanda 379 ada 4 parsel lehine, 379 ada 6 parsel üzerinden 300 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 1.5 metre derinliğinde mecra irtifakı tesis edilmesine hükmolunmuştur.
Hüküm, davalılardan intifa hakkı sahibi ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca; mecra irtifakı kurulabilmesi için öncelikle taşınmazın mecra irtifakı ihtiyacının bulunup bulunmadığının saptanması gereklidir. Dosya arasındaki Jeoloji mühendisi ...'ın 28.11.2006 tarihli raporundan, davacıya ait 4 parsel sayılı taşınmazın sulama ihtiyacı içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu ihtiyaca cevap vermek için davalılara ait 6 parsel sayılı taşınmazın ortasından kırmızı hat olarak işaretli kısımdan mecra irtifakı tesis edilmiştir. Az yukarıda da değinildiği üzere; mahkemece uygun mecra irtifakı yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Mecra irtifakı tesisi taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan almaktadır.
Bu nedenle, mecra irtifakı tesis olunurken davacının subjektif arzularına göre değil, objektif esaslara göre mecra irtifakı güzergahı belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi dikkatten kaçırılmamalıdır. Medeni Kanununun 718. maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyet altındaki arz katmanları da kapsar.
Uygun güzergah saptanırken aleyhine mecra irtifakı kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Kullanım bütünlüğünün bozulmasının zaruri olduğu hallerde ise bu husus gerekçelendirilmelidir. Mahkemece belirlenen mecra güzergahı davalılara ait taşınmazı ortadan bölmekte ve taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmaktadır.
Dosya arasındaki bilirkişi raporlarına göre; yeşil boyalı hat olarak krokide işaretli kısımdan da mecra irtifakı tesisi olanaklı olup, bu alternatifin mecra irtifakı olarak tesisi halinde davacı aleyhine maliyetlerin artacağı anlaşılmakta ise de, salt maliyetlerin davacı aleyhine artacak olması, yükümlendirilecek taşınmazın kullanma şeklini yoğun bir biçimde etkileyecek tarzda taşınmazın bütünlüğünü bozacak tarzda mecra irtifakı tesisini haklı kılmaz.
Zira, hak ve nesafet kuralları gereği asıl olan davalıya getirtilen külfetin az olmasıdır.
Bundan ayrı, sulama ihtiyacı içerisinde bulunduğu anlaşılan davacıya ait 4 parsel sayılı taşınmazın kuzey doğusunda belediye tarafından kullanıldığı krokide belirlenen su yolunun bulunduğu saptanmış olmakla; davacının su ihtiyacının bu alternatiften karşılanıp karşılanamayacağı hususunda bilirkişi raporlarında açıklık bulunmaması da eksiklik teşkil etmektedir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar üzerinde durulup, uzmanınca inceleme yaptırılıp, belirtilen yönde araştırma yapılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporunda, kırmızı ile işaretli kısımdan mecra irtifakı tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.