KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6032 E., 2008/7219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı vekili, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/180 Esas sayılı dava dosyasında, kendilerine verilen "yetki belgesi"ne istinaden 7603 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinde, 49/2028 oranında pay sahibi gözüken "Maksut eşi ... ..." şeklindeki kaydın "... kızı ... ...", aynı oranda pay sahibi olan "Maksut kızı ..." şeklindeki kaydın ise "Maksut kızı ... ..." olarak tashihini istemiştir.
Davalı idare vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, söz konusu taşınmazın ... kayıtlarının incelenmesi neticesi, tashihi istenen tapu kaydının 16/05/1935 gün ve 220 sıra nolu tapu kaydına dayandığı, bu tapu kaydının ise iskan kaydına uygun olup, iskan kaydındaki hatanın ancak kararı veren mercie müracaat edilmek suretiyle idarece düzeltilebileceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, 19.03.2007 havale tarihli dava dilekçesinde, 7603 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/180 esas sayılı dava dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, kendilerinin bu dava dosyasında aldıkları "yetki belgesi"ne istinaden eldeki davayı açtıklarını beyan etmiştir. Her şeyden önce, davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, bahsedilen ‘yetki belgesi’ getirtilip dosya içerisine konulmadan davanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
Eldeki davanın konusu tapu kaydında yer alan yanlış kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkin olup; adli yargı yerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Düzeltilmesi istenen tapu kaydının dayanağının "iskan kanunu" olması durumu değiştirmez.Burada irdelenmesi gereken konu, tescile neden olan belgelerin sağlıklı tutulup tutulmadığı olmalıdır.
Tapu kaydının nüfus bilgileri ile uyumsuz olması halinde mülkiyet aktarımına neden olunmaksızın tapu kaydının düzeltilmesi mümkündür. Mahkemece yapılması gereken iş; dava ile ilgili az yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda tüm delilleri toplayarak sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır. Mahkemenin, dayanak tapu ile ilgili, idareden karar alınması gerektiği gerekçesiyle davayı reddetmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6032, K. 2008/7219, 4 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama