KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6893 E., 2008/8032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.07.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 22.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
... de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 227 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkin talepten feragat edildiğinden, bu parsele yönelik istemin feragat nedeniyle, doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin istemin ise "doğum tarihinin kütükte bulunması zorunlu olmayan bilgilerden olması" nedeniyle reddine, diğer istemler bakımından davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Nüfus Müdürlüğü kanalıyla yapılan araştırmada, davacıyla aynı adı taşıyan ... ve ...’ten olma 1979 doğumlu ... ile ... ve ...’dan olma 1910 doğumlu 1949 yılında vefat eden "..." adında iki ayrı şahsın daha bulunduğu saptanmıştır. Dosya arasındaki tapulama tutanaklarının tespit tarihlerine göre ... ve Niğmet’ten olma 1979 doğumlu ...’un dava konusu taşınmazların maliki olması fiilen mümkün
gözükmemektedir. Ancak ... ve ...’dan olma 1910 doğumlu 1949’da vefat eden ...’un dava konusu taşınmazların tescil tarihi itibariyle malik olma ihtimali bulunmaktadır. Dava konusu edilen 126 ada 6 parsel ile davanın devamı sırasında talepten feragat edilen 227 ada 27 parsel sayılı taşınmazların tapulama tutanaklarının beyanlar hanesinde "... evlatları ... ve ... kızı ... ölüdür" ibaresi bulunmaktadır.
Bu ifadeye göre tapu kayıtlarında malik olarak gözüken "... "un tapulama tespitinin yapıldığı tarihte ölü olduğu anlaşılmaktadır. Halbuki, davacı ... nüfus kaydına göre halen sağdır. Mahkemece tespit tutanağında yazılan ve az yukarda belirtilen ölüm ibaresi ile davacının sağ olduğu hususundaki çelişki giderilmeden davanın 126 ada 6 parsel sayılı taşınmaz bakımından kabulü doğru olmamıştır.
Ayrıca dava konusu edilen diğer parsellerin çoğunun tapulama tutanaklarında yeterli açıklama bulunmadığından, kayıt maliklerinin edinme nedenleri anlaşılamamaktadır.
O halde; mahkemece, nüfus kaydı dosyada bulunan ... ve ... kızı 1910 doğumlu ...’un anne- baba ve kardeşlerini gösterir aile nüfus kaydı Nüfus Müdürlüğünden getirtilip, kadastro tutanaklarında belirtilen edinme sebepleri ve mirasçılık ilişkileri irtibatlandırılarak denetlenmeli, az yukarıda gösterilen ilkeler ışığında., taşınmazların bulunduğu mahalde keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve tanıklara tespit tutanakları okunmak suretiyle tapulama tutanaklarında gösterilen miras ilişkileri kurulmalı, saptanan ifadeler tapu ve nüfus kayıtları ve diğer delillerle irtibatlandırılıp yorumlanmalı,
mülkiyet aktarımına neden olmayacak şekilde sonuca varılmalıdır. Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile mülkiyet nakline neden olabilecek biçimde tüm parsellere ait istemlerin hüküm altına alınması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6893, K. 2008/8032, 18 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama