KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7032 E., 2008/8471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 01.10.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise,
tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda; 333 ada 26 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı ... kaydında “... oğlu ... ” olarak geçen isminin nüfus kaydında olduğu gibi “... oğlu ...” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Yukarda da değinildiği gibi davacı, tapu kaydı ile nüfus kaydı arasında uyumsuzluk olduğunu, taşınmazın gerçekte kendisine ait bulunduğunu iddia etmiş, mahkemece yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda araştırma yapılmıştır. Yapılan bu araştırmalar sonucu “... oğlu ... ...” isimli bir kişinin bulunmadığı, taşınmazın 1976-1978 yılları arasında davacı ... ailesi tarafından kullanıldığı bildirilmiş, tutanak bilirkişileri hayatta olmadığı için dinlenememiş ve toplanan delillere göre dava kabul edilmiştir.
Ancak, 24.05.1980 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında düzenlenen tutanakta yer alan “…... oğlu ... ...’a ceddinden intikal eden ve taksim suretiyle geldiğini, 25-30 seneden beri zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu beyan ve ifade etmişlerdir…” şeklindeki açıklamadan sonra taşınmazın “... oğlu ... ...” adına tespit ve tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Nüfus kaydı incelendiğinde, davacı 1960 doğumludur.
Mahkeme tutanaktaki 25-30 yıllık zilyetlik durumuyla davacı yaşı arasındaki çelişki hususunda taşınmaz başında yapılan keşifte tanık ve bilirkişilerin görüşünü almamıştır. Tapuda isim düzeltilmesi davalarında önem arz eden en önemli husus doğru sicil kayıtları oluşturulurken mülkiyet nakline sebebiyet vermemektir.
Hal böyle olunca da mahkemenin değinilen çelişkiyi gidermesi ve taşınmaz malikinin isminin gerçekten yanlış yazıldığı hususunda kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık ve net bir kanaate ulaşılması halinde davanın kabulü yoluna gitmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/7032, K. 2008/8471, 26 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama