İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/7847 K.2008/9537

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2007 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti ve beyanlar hanesine yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi…

Esas2008/7847Karar2008/9537Tarih18 Temmuz 2008Okuma6 dk · 1.105 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7847 E., 2008/9537 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Temmuz 2008
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.105 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2007 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti ve beyanlar hanesine yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, 608 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’a ait olduğunu, taşınmazın malikin borcundan dolayı haczedildiğini ve satış aşamasına geldiğini, ancak taşınmaz üzerindeki evin kendisine ait olduğunu ileri sürerek, bu hususun beyanlar sütununda gösterilmesine ya da mülkiyetin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..., davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir. Dava, taşınmaz üzerindeki muhdesatın beyanlar sütununda gösterilmesi, bu istem kabul edilmediği takdirde de mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012 madde hükmü “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.

Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Medeni Kanunda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi, yahut tapu sicil tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.

Türk Medeni Kanunun 1012 maddesine göre, bir taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılması mümkündür. Eklentiden maksat; asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanımda birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.

Davadaki istem, 608 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın kütüğün beyanlar sütununda gösterilmesine ilişkindir.

22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda, muhdesatdan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır. (Türk Medeni Kanunun m:722, 724, 729).

Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 19/II. maddesi imkan sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir”.

Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu kural olarak kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır.

Ancak, yasanın 33. maddesinde Kadastro Kanununun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiş, bu hükümlerin yasanın 14, 15, 17, 18 20 ve 21. maddeleri olduğu sayılmıştır.

Görülüyor ki, 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 19/II. maddesine dayanılarak taşınmaz mal üzerinde muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan öncesi nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılacak davada istenebilir.

Değişik bir anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak, genel mahkemelerde açılan davada, Kadastro Kanununun 19/II. maddesine sığınılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi dava edilemez.

Dava konusu olayda davacı kadastro tespiti öncesi nedenlere dayanmamıştır. Bu durumda muhdesatın kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin yasalarda bir hüküm bulunmadığından dava konusu binanın beyanlar sütununa işaretlenmesi olanağı yoktur, açıklanan nedenlerle mahkemenin muhdesatın beyanlar sütununa yazılması isteminin reddinde bir usulsüzlük yoktur. Ancak davacının istemlerinden biriside muhdesatın kendisine ait olduğunun tespitine ilişkindir. Davacı, tespit isteminin hüküm altına alınmaması nedeniyle kararı temyiz etmektedir.

Mahkemeden dava yoluyla açıklandığı şekilde tespit isteminde bulunmanın olanaklı olup olmadığının belirleyebilmek için öncelikle tespit davalarına egemen olan ilkelere değinmek gerekmektedir.

Davalının bir şey yapmaya, vermeye veya belirli şeyleri yapmamaya mahkum edilmesi istemli eda davaları ile davacının mevcut bir hukuki durumunun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istediği inşai davalara ilişkin yasal düzenlemeler pozitif hukukumuzda yer almasına rağmen, genel olarak "Bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine dair olan davadır." şeklinde tanımlanan tespit davalarına ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda genel bir düzenleme yer almamaktadır.

Tespit davalarından İcra İflas Kanununun 72.maddesinde söz edilmiş, ayrıca bazı hallerde de maddi hukuk tespit davasını bizzat düzenlemiştir. Bu hallerde, tespit davası yasal düzenlemedeki koşullarda incelenerek sonuçlandırılabilmektedir. Ancak, İİK ve maddi hukukun düzenlemeleri dışında açılan tespit davalarının dinlenip dinlenemeyeceği uygulamada ve doktrinde tereddütlere yol açmıştır.

Gerçekten, eda veya inşai dava açılması olanağının bulunmadığı yada bu tür davalarla hukuki korumanın sağlanamayacağı haller söz konusu olabilir. Diğer bir anlatımla, davacının bir hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yararının bulunması halinde bu hukuki ilişkinin tespitini isteme olanağı bulunmalıdır. Aslında eda davasının içinde tespit istemi de yer almaktadır. Davalı aleyhine eda hükmü kurabilmek için öncelikle hukuki ilişkinin tespiti zorunludur.

Eda davasında verilen hüküm iki aşamalı olup tespit ve edayı içermektedir. Ancak az yukarıda da değinildiği gibi hak sahibinin her zaman eda davası açması koşulları bulunmayabilir. Bu nedenlerle doktrinde kabul edildiği gibi (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul, 2000 s.324 vd. Baki Kuru, Tespit Davaları, Ankara 1963 s.12 vd.), uygulamada da tek başına açılan tespit davalarının dinlenebileceği kabul edilmiştir.

Bu husus "Tespit davası da eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası açılabilir...." şeklindeki 07.07.1965 tarih 1965/5-1965/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtilmiştir.

Görülüyor ki, artık uygulamada davacının bir hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun tespiti istemiyle dava açabileceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, tespit davasının dinlenebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekir. Bunlar yanlar arasındaki hukuki ilişki ve bu hukuki ilişkinin varlığı yada yokluğunun tespiti hususunda davacının hukuki yararının bulunması zorunluluğudur.

Somut olayda; dava konusu taşınmazın malikin borçlarından dolayı haczedildiği, bu haciz nedeniyle taşınmazın eklentileri ile birlikte satılacağı ileri sürülmektedir. Davacı, tapu malikinin onayı ile evi yaptığını, evin kendisine ait olduğunu belirtmektedir. Şimdi bu ev, üzerinde bulunduğu taşınmazla birlikte satılma aşamasına gelmiştir. Bu aşamada davacının evin kendisine ait olduğunu tapu kaydına işaret ettiremediğine göre, tespit hükmü kurulmasını istemekte hukuki yararı vardır. Mahkemece, bu yön gözetilerek araştırma ve inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, karar bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/7847, K. 2008/9537, 18 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/7847
Karar No
2008/9537
Tarih
18 Temmuz 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2008/7848 K.2008/10189
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2008/7848 K.2008/9999
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/7849 K.2008/9244
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/7852 K.2008/9246
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2008/7853 K.2008/8021
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/7854 K.2008/9146

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.