KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8125 E., 2008/9118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, temlik işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise, sözleşme bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı Kooperatif, davacıya temlik yapan yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, sözleşmenin de fesh edildiğini, davacının temlik işleminden yararlanamayacağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı Kooperatife husumet yöneltilemeyeceğinden söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava başlangıçta davalı Kooperatif ile ... aleyhine açılmış, mahkemece tefrik kararı verilerek ... aleyhine açılan dava ayrı bir esasa kaydedilmiştir.
Davalı Kooperatif ile ... arasında yapılan 14.11.2005 günlü sözleşme eser sözleşmesidir. Bu sözleşmeyle, yüklenici ... özellikleri sözleşmede yazılan iki adet asansörün malzeme ve montaj işini davalı kooperatife yüklenmiştir. Yükleniciye işin bedeli olarak “... yönündeki Blokun güney batı cephesinde bahçe katı dairesinin” verilmesi ve bir miktar nakit ödeme yapılması kararlaştırılmıştır. Davacı ile yüklenici ... arasında yapılan tarihsiz “gayrimenkul alım satım protokolü” başlıklı sözleşmeyle ...’ın kooperatif tarafından iş bedeline karşılık vermeyi taahhüt ettiği bağımsız bölümü davacıya temlik ettiği görülmektedir.
Davalı Kooperatif ile işin yüklenicisi ... arasındaki sözleşme yükleniciye kişisel hak kazandırır. Koşulları gerçekleşirse, işin yüklenicisi kazandığı şahsi hakka dayanarak iş sahibini bir şey vermeye veya yapmaya zorlayabilir. Şahsi hak kazanan yüklenici bu hakkını doğrudan ona karşı ileri sürebileceği gibi onun rızası gerekmeksizin yazılı olmak koşulu ile üçüncü bir kişiye de temlik edebilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse, alacağın temliki; alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı akittir. Borçlar Kanunu’nun 163. maddesine göre de temlik sözleşmesi, temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir.
Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişide alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Zira, alacağı devralan kişi evvelki alacaklının yerine geçer. Borçludan ifayı istemek, gerektiğinden de borçluyu ifaya zorlamak artık onun hakkı olur. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, temlik işleminin hüküm ve sonuç doğurması temlik işlemine neden olan sözleşmenin ifa ile sonuçlanmasına bağlıdır.
Devralan kimse temlik işlemini ve kendisinin yeni alacaklı sıfatını ispat etmiş olsa bile borçlu (iş sahibi) ona karşı bir takım itiraz ve defilerde bulunmak imkanına sahiptir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 167. maddesine göre “Borçlu temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu defileri temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir”.
Buna göre temliki öğrenen borçlu temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defiler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir hale gelir.
Bütün bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Az yukarıda sözü edildiği üzere davanın dayanağı temlik işlemi olduğundan mahkemenin kabulünün aksine mülkiyet aktarımı istemi yönünden davada davalı Kooperatife husumet düşer. Çünkü, devralan kimse kendisini yeni alacaklı sıfatını temlik borçlusuna karşı ispat etmek zorundadır. Yine davada, temlik işlemine dayanıldığından ve bu işlemin varlığının da temliki yapan kişiye karşı ispatı gerektiğinden olayda yüklenici konumunda bulunan ...’ada husumet düşer. Denilebilir ki, davada Kooperatifle birlikte ... zorunlu dava arkadaşıdır. O yüzden mahkemenin tefrik kararı vererek ... aleyhindeki davayı ayrı bir esasa kaydetmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, tefrik kararı verilerek ayrılan dava dosyasını eldeki dava dosyasıyla birleştirmek taraf teşkilini tamamlayıp, tarafların tüm delillerini isteyip toplamak, önüne getirilen uyuşmazlığı alacağın temliki hükümlerine göre değerlendirip, işin esası hakkında hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönlerin göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8125, K. 2008/9118, 10 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama