KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8130 E., 2008/9307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
314 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında babaadı düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/742 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasında verilen 06.12.2007 tarihli yetki belgesine dayanıp, 131 parsel sayılı taşınmazda müşterek paydaş olan ve tapuda "... oğlu ..." yazılı malikin baba isminin "... oğlu ... " şeklinde nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davacı kararı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir.
Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Eldeki davada; davacı Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği yetkiye dayanarak dava açtığından davada davacı sıfatı vardır. Mahkemenin işin esası hakkında inceleme yaparak bir karar verecek yerde yazılı gerekçe ile davanın reddine karar vermesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8130, K. 2008/9307, 15 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama