KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8701 E., 2008/12643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.06.2007 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil karşı davacılar tarafından verilen 15.06.2007 tarihli dilekçe ile de satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda;
davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 22.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı/k.davacı ... ile vekili Av.... ve Av. ... ile karşı taraftan davacılar k.davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava ise taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshi istemine ilişkindir. ... ... mirasçılarından davalı ... ... ve ... karşı davalarında 11.08.1998 günlü satış vaadi sözleşmesinin 03.08.1998 tarihinde protokole dayalı olarak yapıldığını, bu protokolde sözü edilen bedelin kısmen ödenmediğini ayrıca, protokoldeki diğer edimlerin yerine getirilmediğini, 11.08.1998 günlü satış vaadi sözleşmesinin feshini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı ve karşı davacılar ... ile ... temyiz etmiştir.
1-11.08.1998 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu 791 parseldir. Satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın vaat borçlusu ... ... adına tapuda kayıtlı olduğu, ölümü üzerine 02.08.2007 tarihinde yapılan intikalle paylı mülkiyet rejimine tabi olarak payları oranında mirasçıları adına tescil edildiği görülmektedir. Kısaca, 791 parsel paylı mülktür.
Paylı malın yönetim ve tasarruf işlerini düzenleyen Türk Medeni Kanununun 692. maddesine göre paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması oy birliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Değişik bir ifadeyle paylı malın tamamına ilişkin dava hakkının kullanılması olağanüstü tasarruf işlemi olduğundan dava, ancak bütün paydaşların kabulü ile açılabilir. Somut uyuşmazlıkta.
791 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarının tümünün kabulüyle açılmış bir dava bulunmadığından paydaşlardan ... ve ...’ın paylı mülkiyet maliklerinin tümünün tasarruf hakkına yönelik dava açmalarına olanak yoktur. Mahkemece açıklanan bu durum gözetilerek ... ve ... tarafından açılan karşı davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi yerine, istemin esasının incelenerek hükme bağlanması doğru olmamıştır.
Ne var ki; hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karşı davaya ilişkin mahkeme karar gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesi gereğince düzeltilmesi uygun bulunmuştur.
2-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle davacılardan ...’nın dayandığı 05.06.2007 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde, sözleşme bedelinin bütünüyle vaat borçlusu dava dışı ...’ye ödendiğinin yazılı olmasına vaat borçlularının 11.08.1998 günlü sözleşmeden kaynaklanan bir alacakları varsa kanıtlanması koşuluyla bunun tahsilini akidi olan taraftan isteyebileceğine göre davalı ve karşı davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3-Karşı dava 10.000 YTL değer gösterilerek açılmış, dava harcı da bu değer üzerinden ödenmiştir. Hasım taraf yararına avukatlık ücretinin bu değer üzerinden nispi olarak takdir ve tayini gerekirken, asıl davada tamamlattırılan harcın gözetilmek suretiyle daha fazla avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8701, K. 2008/12643, 4 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama