KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8855 E., 2008/10168 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın 57/114 payının davalı adına olan kaydının iptaline, davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerde tahsise konu yerlerde, 3194 sayılı yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı yasayla değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah imar planı yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Aksine Şişli belediyesinin 24.04.2007 tarihli yanıtına göre, taşınmazın bulunduğu alanda imar uygulaması yapılmadığının bildirildiği görülmektedir.
Bu yanıt karşısında da, bilirkişinin yörede imar planı yapıldığına dair görüşü ile tahsise konu yerin imar planında konut alanında kaldığına dair düşüncesi dayanaksız kalmaktadır. Saptanan bu hususlar yetkili merci olan belediye ile yapılacak yazışmada kesin olarak açıklığa kavuşturulmadan orta yerde imar planı veya ıslah imar planı kapsamında kalan ve davacıya tahsis edilmiş bir taşınmaz varmış gibi tahsisin mülkiyete dönüştürülmesine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; Az yukarıda sözü edildiği üzere, imar parsellerinin oluşturulması sırasında şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasayla değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddeleri uyarınca imar uygulamasının bulunduğu saptanırsa ve uygulamada düzenleme ortaklık payı kesilmemişse, dağıtım cetvellerine başvurularak uygulanan oranın belirlenip, kesilmeksizin tahsisteki miktara değer tanınarak istemin hüküm altına alınması yanlıştır. Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8855, K. 2008/10168, 15 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama