KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9043 E., 2008/10202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.10.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 1117 parsel sayılı taşınmazının yine davacıya ait ve yola cephesi olan 3649 parsel üzerinden yola bağlantısının sağlanması için Hazineye ait 3612 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı istemiştir.
Mahkemece, 1117 parsel yararına 3612 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare temyize getirmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol
durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Geçit genel yola ulaşacak biçimde kurulur. Davacının kendisine ait iki
ayrı parsel arasında geçişi sağlar nitelikte geçit hakkı kurulması istemi yasaya uygun düşmez. Yasanın tanımadığı ve kurmadığı nitelikte bir hak yargı yoluyla tesis edilemez. Somut olayda davacıya ait 1711 numaralı taşınmazın anayola sınırı bulunmadığından geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Geçit, davalıya ait 3612 parsel yükümlendirilerek daha güneydeki davacıya ait 3649 parsele ulaştırılarak bırakılmıştır.
Geçide ihtiyacı olan 1711 parsel ile 3649 parseller davacıya ait olmakla, 1711 parsel yararına yola ulaşmayı sağlayacak biçimde davacıya ait 3649 parsel üzerinden tapu sicilinde akdi geçit hakkı kurulmadan geçide hükmedilmesi yanlış olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davalıya yeterli süre verilerek akdi geçit hakkının kurulmasının sağlanmasından sonra davalı taşınmazı üzerinden geçide hükmetmek olmalıdır.
Kabule göre de; yukarıda açıklandığı üzere geçit kurulan yerin genişliğinin (emsallerine göre 2,5-3 metre) olması gerekir. Genişliği krokide yazılmayan ve infazda tereddüt yaratacak şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna göre geçit kurulması da doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9043, K. 2008/10202, 16 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama