KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9360 E., 2008/10311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tescil, sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; sözleşmenin iptali davasının kabulüne, ferağa icbar davasının reddine dair verilen 22.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen davacılar ... ve ... ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 08.06.2006 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri karşılığında verilmesi gereken 16 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın tapuda kömürlük olarak kayıtlı eklentisinin tescili, ikinci kademedeki istek ise, anılan sözleşmelerin hata nedeniyle iptali talebine ilişkindir.
Birleşen davada davalı, vaad alacaklıları aynı sözleşmelere dayanarak 3517 ada 3, 3739 ada 3 ve 11 parsellerdeki davalı ... adına kayıtlı payların iptal ve tescilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile 08.06.2006 tarihli sözleşmelerin iptaline, birleşen tescil davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Mahkemece doğru olarak saptandığı üzere hata, gerçeğe uymayan bir bilgi veya düşünceye sahip olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi veya düşüncenin açıklanmasıdır. Burada tarafların karşılıklı beyanları birbirine uyduğu halde beyanları ile iç iradeleri arasında istenilmeyerek meydana gelmiş bir uygunsuzluk söz konusudur. Gerçekten, bazen bir akit yapmak için iki taraf karşılıklı olarak iradelerini açıklarken bunlardan birinin beyanı iç iradesine uygun olmayabilir. Eğer bu uygunsuzluk istenilmeyerek veya bilinmeksizin meydana gelmişse kuşkusuz ortada özel ve teknik anlamda bir hata var demektir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; taraflar arasındaki uyuşmazlık 16 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın eklentisi olan davacının iddiasıyla kömürlüğün 08.06.2006 günlü sözleşmelerin bir bakıma bedeline karşılık davacı ...’a verilmesinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı noktasındadır.
Davacı ...’ında kabulünde olduğu üzere, 16 parsel sayılı taşınmazda 08.06.2006 günlü sözleşmeleri uyarınca birleştirilen davanın davacıları tarafından Duvan’a verilen yerler yapıdaki 4 ve 6 numaralı bağımsız bölümlerdir. Tarafların iradeleri ve ifa bu doğrultudadır.
Oysa, dosyada yer alan 16 parsele ait tapu kayıt örneğinden yapının kat irtifakının 24.02.1994 tarihinde kurulduğu, kurulan kat irtifakında 16 parseldeki depo niteliğindeki yerin binanın 1,2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin eklentisi olarak yazıldığı görülmektedir. Taraflar 24.02.1994 tarihli kat irtifakı işlemini bilerek bu tarihten çok sonra 08.06.2006 tarihinde yaptıkları işlemle davacıya 4 ve 6 numaralı bağımsız bölümleri vermiştir.
4 ve 6 numaralı bağımsız bölümlerin değil, yapıdaki 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin eklentisi olan depo 08.06.2006 tarihli sözleşme kapsamı dışında bırakılmıştır.
Davacı, tapunun aleniyet prensibi uyarınca 16 parsel zemininde yer alan deponun 4 ve 6 numaralı bağımsız bölümlere ait olmadığını bilerek sözleşme yaptığından ve sözleşmeler ile adi yazılı düzenlenen belgede deponun davacıya verilmesi açıkça hüküm altına alınmadığından orta yerde hatanın varlığını kabul ettirecek haklı bir neden yoktur.
Yapılan bu saptamalar sonucu asıl davanın reddi yerine özellikle Borçlar Kanunu’nun 24/3 maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilerek istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9360, K. 2008/10311, 17 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama