KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/1028 E., 2009/2171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 01.03.2007 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz kaydındaki intifa hakkının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, davalının davacı ... ile evli olduğu dönemde 558 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölüm üzerine davalı lehine intifa hakkı tesis ettirdiğini, bu intifa hakkının ... ile davalının evliliğinin mutlu bir şekilde sürmesini sağlamak amacı ile tesis edildiğini ancak ... ile davalının boşandıklarını, buna da davalının kusurlu hareketlerinin sebebiyet verdiğini ileri sürerek intifa hakkının terkini isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, davacı ... ile davalının boşandıklarını bu boşanmaya davalının kusurlu hareketlerinin sebebiyet verdiğini, davalının eşini ölümle tehdit suçundan cezalandırıldığını bu nedenle intifa hakkının terkinini istemekte davacıların yararı bulunduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür.
Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur (TMK.m.795).
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer. (TMK.m.796)
Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceği kararlaştırılabilir.
Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Her ne kadar intifa hakkının sona ermesi sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796. vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Doktrindeki hakim görüş de bu doğrultudadır. (Bkz.Prof.Dr.Şeref Ertaş. Eşya Hukuku Ankara 2004.shf.463).
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirmesi gerekmektedir. Davacıların intifa hakkının terkinini isterken, davalı ile davacı ...'nun, davalının ağır kusuru nedeniyle boşanmış olmalarını gerekçe göstermişlerdir. İntifa hakkı tesis ederken de evlilik birliğinin devamına sağlama amacını güttüklerini beyan etmişlerdir.
İntifa hakkı tesisine ilişkin akit tablosu incelendiğinde kayıt maliki ... bağımsız bölüm üzerindeki 30/60 intifa hakkını kendi üzerinde bırakarak 5000 TL bedelle ... lehine 30/60 pay üzerine intifa hakkı tesis ettirmiştir. Tapuda bedeli karşılığı tesis edilen bu intifa hakkının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı terkini mümkün değildir.
Mahkemece, tarafların evlilik birliğinin sona erdiği bundan da davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu gerekçeler Borçlar Kanununun
244. maddesinde düzenlenen bağıştan rücu halinde söz konusu olabilir. Uyuşmazlık aile hukukundan kaynaklanmadığı gibi davacıya bedeli karşılığı tesis edilen intifa hakkının bağıştan rücu koşullarıyla terkini de mümkün değildir. Mahkemece tüm bu hususlar gözardı edilerek yazılı gerekçelerle davanın kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/1028, K. 2009/2171, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama