KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10427 E., 2009/12990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- ... VD.
Karar Metni
785 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.03.2003 ve birleşen dosyada 10.11.2006 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili, temyizen incelenmesi ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.11.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av.... ile karşı taraftan davacı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava ve birleşen dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek 129 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılardan ...'ye ait 300 parsel sayılı taşınmaz, ...'a ait 308 parsel sayılı taşınmaz ve ... Finansal Kiralama A.Ş.ye ait 301 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmuştur.
Hükmü, davalılar ... vekili ile ... vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
./..
2009/10427 - 12990 - 2 -
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
./..
2009/10427 - 12990 - 3 -
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; asıl dava 31.03.2003 tarihinde ...Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılmış, mahkemece 11.05.2004 tarihinde keşif yapılarak, keşif neticesi tanzim olunan bilirkişi raporlarına göre 2 adet geçit alternatifi saptanmıştır. Bu saptamalardan sonra hükmü temyiz eden davalılar aleyhine 10.11.2006 günlü birleşen dava açılmış ve 27.12.2007 tarihinde hüküm kurulmuştur.
HUMK.nun 73. maddesinde "kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim, her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez" hükmü yer almaktadır.
Temyiz eden davalılar ... ve ... hakkındaki birleşen dava açılmadan, onların yokluklarında yapılan keşif ve oluşturulan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuş olması, davalıların temyiz dilekçelerinde dile getirdikleri iddiaların irdelenmemesi HUMK.nun 73. maddesine uygun düşmemiştir.
Öte yandan az yukarıda değinildiği gibi geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda harç ve yargılama giderleri davanın niteliği gereği davacı taraf üzerinde bırakılmalıdır. Halbuki, temyiz edilen hükmün 4, 5, 6 ve 7. bentlerinde yargılama harç ve giderlerinin davalılara yüklendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; davalıların iddialarını da dikkate alacak şekilde; mahallinde ehil bilirkişiler vasıtasıyla yeniden keşif yapıp, keşif neticesi tanzim olunan oluşa uygun bilirkişi raporları ve yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde yeniden hüküm kurmak olmalıdır. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/10427, K. 2009/12990, 17 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama