KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11661 E., 2009/12912 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- ... VD.
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.12.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... yönünden davanın kabulüne dair verilen 24.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit
./..
2009/11661 - 12912 - 2 -
gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; davacı vekili, 07.12.2004 tarihli dilekçesi ile davacının maliki olduğu 55 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı 53, 54 ve 106 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ... yönünden davanın kabulü ile davalıya ait 53 ve 54 sayılı parsellerde 30.04.2008 tarihli keşif raporunda D, J ve I olarak gösterilen 465,38 m2'lik kısımda davacı lehine geçit hakkı tesisine, geçit hakkının tapuya tesciline, depo edilen geçit bedeli 14.892,70 TL.nin davalı ...'e ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı
./..
2009/11661 - 12912 - 3 -
...'ten tahsiline 24.02.2009 tarihinde karar verilmiştir.
Davalı ... vekili dava sırasında 24.04.2006 tarihinde 53 ve 54 sayılı parselleri, davalının tapudan başka şahıslara sattığını beyanla ve re'sen görülecek yönlerden bozma istemi ile hükmü temyiz etmiştir.
Dava, Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda bu hak, taşınmaz leh ve aleyhinden kurulacağından aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Böyle olunca davalı 53 ve 54 sayılı parselleri yargılama sırasında 24.04.2006 tarihinde tapudan satın alan şahısların HUMK.nun 186. maddesi gereğince davacı tarafından davaya katılarak taraf teşkili yerine getirilip savunma delilleri incelendikten sonra bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde dava esas yönünden hükme bağlanamaz. Açıklanan nedenle karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; Medeni Kanunun 747 ve 748. maddeleri gereğince geçit hakkı bir taşınmaz lehine diğer taşınmaz aleyhine ve taşınmazlara bağlı olarak kurulur ve taşınmazların irtifak sütununa kaydı gerekir. Bu itibarla, hüküm fıkrasında "davacı lehine geçit hakkı tesisine, geçit hakkının tapuya tesciline" şeklinde geçit yerinin taşınmazdan ayrılması anlamını verecek biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca, geçit hakkının tesisine ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekir. Yazılı şekilde davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11661, K. 2009/12912, 16 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama