KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/12091 E., 2009/13010 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
666 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalı ile akdettikleri 06.11.1964 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ...18,19,20,21,22 ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalının miras payının satışının vaat edildiğini, taşınmazın tapu kaydı devredilmediğinden satışa konu payın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, kesin hüküm itirazında bulunmuş, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, taşınmazlar elbirliği mülkiyetine konu olduğundan sözleşmenin ifa imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, konusu ve tarafları aynı olan Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/1950E-1999/321K sayılı dosyasında, iştirak halinde mülkiyete konu taşınmazlarda iştirak çözülmeden satış vaadi sözleşmesinin ifasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair gerekçesinin doğru olmadığı davacı tarafça iddia edilse de kesin hüküm niteliğindeki mahkeme hükmünün yasal olarak tartışılamayacağından dava reddedilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin ...,... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
./..
2009/12091-13010 -2-
2-Davaya konu ...18,19,20,21,22 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan satış vaadi sözleşmeleri Borçlar Kanununun 213.maddesi ile Türk Medeni Kanununun 76 ve Noterlik Kanununun 89.madde hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yükleyen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716.maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda elbirliği ortaklardan birinin ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte iştirak çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı yoktur.
Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir eşya üzerinde hukuki işlemde bulunan taraf tüm malikler adına hareket etmişse (temsil yetkisi varsa) o hukuki işlem tüm ortakları bağlar. Fakat tüm malikler adına hareket eden tarafın temsil yetkisi bulunmamakta ise veya malikler işleme sonradan icazet vermemişse işlem bağlayıcı değildir.
İşlemi yapan tarafın (ortağın) ortaklığa dahil bir mal üzerinde tasarruf yetkisi de olamayacağından işlem ancak borçlandırıcı işlem olarak (sözleşmeyi yapan ortak bakımından) hüküm ve sonuç meydana getirir. Buna rağmen ortaklık tasfiye edildiğinde her ortak kendisine düşecek tasfiye payına ilişkin olarak borçlandırıcı işlemlerde bulunabilir. Örneğin; bir mirasçı miras şirketinin tasfiyesi halinde kendisine isabet edecek miras payını bir başkasına satmayı vaad edebilir.
Bu gibi durumlarda sözleşme bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir. Ancak sözleşmenin ifası elbirliği mülkiyetinin sona ermesi halinde istenebilir. Fakat, elbirliği ortaklarının biribirlerine yaptıkları satış geçerlidir. Zira bu durumda bir ortağın tasfiye payı azalmakta veya kalmamakta bu pay elbirliği mülkiyetinin diğer ortağının tasfiye payına ilave edilmiş olmaktadır.
./.. 2009/12091-13010 -3-
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu ...18,19,20,21,22 parsel sayılı taşınmazların tarafların da adlarının yeraldığı ortaklar arasında elbirliği ortaklığı hükümlerine tabi olduğu tartışmasızdır.
Elbirliği ortaklığında bir paydaşın tasarrufu ile diğer paydaşların zarar görmemesi gerekir. Bir başka anlatımla diğer paydaşların oluru ile tasarruf mümkündür. Somut olayda, satış vaadi elbirliği ortakları arasında yapılmıştır. Satıcı maliklerin payları alıcı malike geçeceğinden ortak malikler zarar görmeyecektir. Hal böyle olunca elbirliği ortakları arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır.
Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/1950E-1999/321K sayılı kararında taşınmazlardaki iştirak çözülmediğinden tescil talebinin reddine dair hüküm kurulması doğru değildir. İşin esası hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmayan hallerde kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/1950E-1999/321K sayılı kararı kesin hüküm kabul edilerek davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/12091, K. 2009/13010, 17 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama