KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13038 E., 2009/14415 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.12.2006 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, araç kirasından kaynaklanan alacak kalemlerine ilişkindir. Davalı, aracın süresinde kiralayan davacıya teslim edildiğini, araçta hasar bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak 6422 liranın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazla talebinin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Kira aktinde kararlaştırılan kira parasının ödendiğini ispat yükü kiracıya düşer. Davalı kiracı, mahkemenin hüküm altına aldığı Mayıs 2006 kirasını ödediğine ilişkin bir delil getirmediğinden kira alacağının hüküm altına alınmasında bir yanılgı yoktur. Ancak;
Davacı kiralanan aracın hasarlandığını ileri sürerek hasar bedelinin, araçta oluşan değer kaybının ve aracın onarımı için geçirilecek süredeki kar kaybı zararının tahsilini de talep etmiştir. Bu istek kalemlerinin varlığını ve uğranılan zararı kanıtlama yükü ise kiralayana aittir. Davacı her ne kadar bazı faturalar ibraz etmiş ise de HUMK.nun 299. maddesi gereğince bu faturalar ne davalıyı bağlar ne de zarar tutarının davacının iddia ettiği kadar olduğuna delil teşkil eder.
Ne var ki, oto tamircisi olan davacının dinlettiği tanık ... , kiralama döneminde minübüsün hasarlandığını, onarım için kendisine getirildiğini ve aracı tamir ettiğini ifade etmiştir. O halde, kiralananın hasarlanarak bir zarara uğradığı tanık beyanı ile sabittir. Ancak, zararın hakiki miktarının tayini olanaksızdır.
Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde yasa koyucu hakime takdir hakkı tanımış, halin mutad yürüyüşüne ve zarar görenin aldığı tedbirlere nazaran zararı adalete uygun tayin etmek görevi yüklemiştir.
Hal böyle olunca, bilirkişi raporu ile bağlı kalınmaksızın yukarıda sözü edilen yasa kuralı doğrultusunda diğer istek kalemleri bakımından adalete uygun bir miktarın hüküm altına alınması yerine zararın gerçek miktarı kanıtlanmış gibi davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru değildir. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/13038, K. 2009/14415, 21 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama