KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13138 E., 2009/14380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 155 ada 203 parsel sayılı taşınmazın güneyindeki bir bölümünün kadim mera olduğu iddiası ile açılmış tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmazın kadim mera olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, çekişme konusu 155 ada 203 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 31.03.1994 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 21.02.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
25.2.2009 tarihinde kabul edilerek 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2.maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm "Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğne yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 sayılı Kanunun 3.maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Kanununa geçici 10.madde eklenmiştir. Bu madde ise "bu Kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" kuralını getirmiştir.
Kadastro tespitinin kesinleştiği 31.03.1994 tarihi ile davanın açıldığı 21.02.2007 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12.maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın esastan reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, ret kararı sonucu itibariyle doğru görüldüğünden kararın gerekçesi bu şekilde değiştirilerk onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/13138, K. 2009/14380, 17 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama