KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2102 E., 2009/3222 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 8.2.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, 573 ve 155 parsel sayılı taşınmazlarının ana yolla bağlantısının bulunmadığını belirterek, davalıya ait 156 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar ve davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksinimin nedeni taşınmazın niteliği ile bu gereksimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu nedenle taşınmazların özelliği itibariyle nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte 2,5-3 metre genişliğinde bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığı, diğer bir anlatımla geçit ihtiyacının bulunduğu sabittir. Bu ihtiyacın giderim şeklini saptamak için taşınmaz başında yapılan keşifte, açıklanan ilke uyarınca tüm alternatifler araştırılmıştır. Dosyada mevcut 18.4.2008 tarihli bilirkişi raporunda davalıya ait 156 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasının en uygun alternatif olduğu belirlenmiştir.
Diğer alternatif güzergahların ise meyve ağaçları bulunması nedeniyle uygun olmayacağı raporda belirtilmiştir. Mahkemece yapılan ikinci keşif sonrasında alınan 19.9.2008 tarihli bilirkişi raporunda da. 1. alternatif olarak belirtilen, davalıya ait 156 parsel sayılı taşınmazın kırmızı renkte gösterilen kısmının geçit kurulması için en uygun yer olduğu, ancak yapılan ilk keşiften sonra buraya davalı tarafından armut ağacı fidanları dikildiği belirtilmiştir.
Dosyada mevcut kroki ve tapu kayıtlarına göre yüzölçümü olarak da davalıya ait 156 parsel sayılı taşınmazın geçit kurulması yönünden diğer taşınmazlara göre daha elverişli olup, en az zarar görecek taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dosyadaki açıklanan somut verilere göre, 156 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulması gerekirken, aksine düşüncelerle, 3 numaralı güzergahtan geçit hakkı kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2102, K. 2009/3222, 16 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama