KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2705 E., 2009/3608 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.02.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 6636 ve 6640 parsel sayılı taşınmazların davalılardan ... ile birlikte haricen satın alındığını, diğer davalı ...’nun taşınmazların tapuda intikalini kendisi ve davalı ... adına 1/2 paylı olarak yaptırmak vaadi ile vekaletname aldığını fakat kandırılarak taşınmazın tamamının diğer davalı ... adına tescil ettirdiğini, davalının taşınmazın tekrar davacı adına devrine yanaşmadığını ileri sürerek taşınmazların davalı ... adına olan 1/2 payının tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tescili istenilen 6636 parsel sayılı taşınmaz dava dışı Hazine adına kayıtlı olduğundan bu parsel yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile, 6640 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise ortak muris İbrahim Güler’den intikal eden miras payını davacının bizzat tapu dairesinde yaptığı işlemle davalıya devretmesi nedeni ile esastan reddedilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır. Böyle bir belgenin bulunmaması halinde en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin tebliğine hakkı olduğu hatırlatılması gerekir.
Eldeki davada; tapu iptali tescil istemi yönünden, davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı taraf 06.06.2008 tarihli dilekçesi ile yemin deliline dayandığından, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak HUMK.nun 337 ve müteakip maddeleri gereğince işlem yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2705, K. 2009/3608, 23 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama