KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2948 E., 2009/3621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, olmadığı takdirde alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve katılma yoluyla davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 31.07.1999 tarihli adi yazılı düzenlenmiş satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek tazminat taleplerine ilişkindir.
Davalı, davacının ödemelerde temerrüde düştüğünü, sözleşmenin feshedildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu 8 numaralı bağımsız bölüm üçüncü şahsın açtığı dava sonucu mahkeme hükmü ile o davanın davacısı adına tescil edildiğinden davada dayanılan sözleşmenin ifa olanağı kalmadığından mülkiyet aktarımına yönelik istemin reddine, tazminata yönelik davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Davada 31.07.1999 günlü adi yazılı sözleşmeye dayanılmıştır. Bu sözleşmede sonradan 168 ada 24 parsel numarasını alan 124 ada 94 parseldeki yapının 8 numaralı bağımsız bölümünün 50.000 Alman Markı karşılığı davacıya satıldığı yazılıdır. Davalı şirket ister malik sıfatıyla hareket etsin, isterse yüklenici sıfatıyla 24 parsel üzerine bina yapan kişi olsun sözleşmedeki edimler reddedilemeyecek düzeyde ve karşılıklı olarak yerine getirilmişse 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca adi yazılı yapılmış olunsa da sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek dürüstlük kuralları ile bağdaşmaz. Kısaca 31.07.1999 günlü sözleşme davalıyı bağlayacaktır.
Karabük 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/322 esasında kayıtlı dava dosyasında verilen hükmün eldeki davanın ifa olanağını kaldırıp kaldırmadığı sorununa gelince;
Anılan ilamın incelenmesinden; davacının ..., davalı yanın ise .... Tic. Ltd. Şti. (eldeki davanın davalısı) olduğu, bu davada da şahsi hakka dayanıldığı, 8 numaralı bağımsız bölümün hükmen davacı adına tescil edildiği, tescil hükmünün süresi içinde temyiz yoluna başvurulmadığından bahisle 23.02.2007 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, davacı ... o ilamın tarafı değildir. İlamın davacıyı bağlamayacağı, başka bir anlatımla açtığı bu davada ifa talebine engel bir durumun bulunmadığı ortadadır. Davacı, eldeki bu davayı açmakla adına tescil kararı verilen ...’nın kötüniyetini de ileri sürmüş sayılır. Diğer yandan, her iki davada da şahsi hakka dayanılmaktadır.
Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece, davacıya 8 numaralı bağımsız bölümün maliki olan ... hakkında dava açmak üzere uygun bir süre verilmeli, dava açılırsa eldeki dava dosyası ile birleştirilmeli, her iki davada da şahsi hakka dayanıldığından şahsi hakların yarışması halinde kadimlik ilkesi gözetileceğinden bu durum ve davacının ödemediği bir miktar bedel kaldığı da dikkate alınmalı, böylelikle bir sonuca ulaşılmalıdır.
Mahkemece, yapılan bu açıklamalar gözardı edilerek tescil ilamının davacının ifayı isteme yetkisini kaldırdığından söz edilerek istemin eksik inceleme ve araştırmayla reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/2948, K. 2009/3621, 23 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama