KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3162 E., 2009/3820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.5.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 07.08.2001 tarihinde davalı adına tescil edilen 6202 parsel sayılı taşınmazın, 01.09.1989 tarihli belediye encümen kararı ile davalıya satıldığını, satışa dayanak oluşturan belediye encümen kararının Antalya 2.İdare Mahkemesi’nin 2004/494 Esas sayılı kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek, tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, İdare Mahkemesi kararının satışı geçersiz kılmadığını, davacının tapunun iptali yerine tazminat isteminde bulunabileceğini, taşınmazın değerinin kendisine ödenmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tesciline, davalının ödediği bedel konusunda da hukuki haklarının saklı bulunduğuna karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, satış işlemine dayanak olan belediye encümen kararı hükmen iptal edildiğinden tapunun iptali ile tescil istemine ilişkindir.
Sözleşmenin taraflarından her biri bir edimle yükümlü bulunduğu takdirde, karşılıklı edimleri içerir bir sözleşmeden sözedilir. Bu tür sözleşmelerde tarafların her biri borç ile yükümlendiğinden her iki taraf da edimini yerine getirmelidir. Sözleşme, yasa ve işin içeriğine göre taraflardan birinin daha önce ifada bulunması gerekmiyorsa, her iki taraf da aynı zamanda ve karşılıklı olarak borçlarını yerine getirmekle yükümlüdür.
Karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşmenin yerine getirilmesini isteyen bir tarafın, sözleşmenin gereklerine veya niteliğine göre bir süreden yararlanma hakkı bulunmadıkça, kendi borcunu ödemiş yada ödemeyi önermiş olması gerekir.
BK.nun 81. maddesi de “Mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden kimse, akdin şartlarına ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif eylemiş olmak lazımdır” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, çekişme konusu olan 6202 parsel sayılı taşınmazın, 01.09.1989 tarihli belediye encümen kararı ile 264.000TL bedelle davalıya satışına karar verilmiştir. Davalının edimini yerine getirdiği taraflar arasında çekişmesizdir. Davalının taşınmazı edinmesine dayanak oluşturan encümen kararı, Antalya 2.İdare Mahkemesi’nin 2004/494 Esas ve 2006/396 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş, satışın dayanağı kalmamıştır.
Satış sözleşmeleri her iki tarafı da borç ile yükümlendirmektedir. Taraflardan biri borcunu yerine getirmedikçe diğer tarafı borcunu yerine getirmeye davet edemez. Sözleşmenin taraflarından biri edimini yerine getirip, sözleşmenin diğer tarafı edimini yerine getirmemesi halinde taraflar aldıklarını iade ile yükümlüdür. Davada, davalı taşınmaz bedelini ödemekle, davacı da taşınmazın davalı adına tescilini sağlamakla edimini yerine getirmiştir.
Fakat, satış sözleşmesini dayanağını oluşturan karar hükmen iptal edildiğinden eldeki dava ile davacı taşınmazın adına tescili isteminde bulunmuş, davalıya satış bedelini geri vermemiş veya mahkeme veznesine depo edilmesini istememiştir. Bu nedenle, Mahkemece, davacıya satış bedelini depo etmesi için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3162, K. 2009/3820, 26 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama