KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3181 E., 2009/4221 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.025 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili tarafından, davalılar ... vd. Aleyhine 20.02.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi ile davacılar ... vd. Vekili tarafından aynı davalılara karşı geçit hakkı kurulması istemine ilişkin 20.02.2006 gününde açılan davaların birleştirilmesi ile yapılan duruşma sonunda; davaların kabulüne dair verilen 05.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... maliki olduğu 2640 parsel sayılı taşınmazın ana yola bağlantısı bulunmadığını belirterek, 2642, 2643, 2644 ve 2645 parsel sayılı taşınmazları davalı göstererek geçit hakkı tesisi için dava açmış, yargılama sırasında davacı taşınmazının ... komşuları 2641 parsel maliki ... ile 2639 parsel maliki ... asıl davanın davacısı ...’nın maliki bulunduğu 2640 parsel sayılı taşınmazı ve diğer dava konusu parseller davalı göstererek kendi parselleri lehine geçit hakkı tesisi için dava açmışlar ve davaların birleştirilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda mahkemece asıl dava olan 2640 parsel yönünden,
19.12.2006 tarihli ... bilirkişisinin raporuna uygun olarak A-B güzergahı yönünde 2642, 2643, 2644, 2645 parseller aleyhine 3 metre güneylerinden geçecek olan 3 metre genişliğinde geçit hakkı tesisine, birleşen dava olan 2639 ve 2641 parseller yönünden aynı tarihli ... bilirkişisinin raporuna uygun olarak A-B güzergahı yönünden de 2642, 2643, 2644, 2645 parseller aleyhine 3 metre güneylerinden geçecek olan 3 metre genişliğinde geçit hakkı tesisine ve geçit hakkı kurulan yolun 2642, 2643, 2644 ve 2645 parsel sayılı taşınmazlardan ifrazına karar verilmiştir.
Hükmü bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra
hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek ... bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın ... bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir
Somut olayda asıl dava davacısı ... 2640 parsel malikidir. Birleşen davanın davacıları ise asıl dava konusu parselin doğusunda kalan 2639 ve 2641 parsellerin malikleridir ve asıl dava davacısını da davalı gösterilerek tüm taşınmazların batısından geçen genel yola bağlantılarının sağlanması için dava açmışlardır. Ancak, birleşen davanın davalılarından ...’ya ait 2640 parsel dışındaki davalılara ait 2642, 2643, 2644 ve 2645 parsellerden geçit hakkı kurulmuştur.
Geçit hakkı kurulan 2642 parselle davacılara ait 2641 ve 2639 parsel arasında kalan asıl dava davacısına ait 2640 parsellerden geçit hakkı kurulmamış kesinti yapılmıştır. Bu durumda birleşen dava davacılarına ait 2641 ve 2639 parseller aleyhine kurulan geçit hakkının kesintisiz olarak genel yola ulaştığının kabulü mümkün değildir.
19.12.2006 tarihli ... bilirkişisinin raporuna uygun olarak A-B güzergahı yönünden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ama bu güzergah üzerinde bulunan 2640 parselden bahsedilmemiş olması doğru değildir. Ayrıca aynı bilirkişi raporunda diğer parsellerin dava konusu olmadığı belirtilerek davacı tarafların dava konusu yapmış olduğu parseller yönünden inceleme yapılmıştır.
Oysa geçit hakkı davalarında geçit ihtiyacı içinde bulunduğu tespit edilen taşınmazların genel yola bağlantısı sağlanırken, davacıların subjektif koşullarına, kişisel arzularına göre değil objektif esaslara göre karar verilmelidir. Bu taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin bir gereğidir.
Bu nedenle taraf yararları gözetilerek araştırma ve inceleme yapılmalı, ayrıca yol verilen taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır.
O halde mahkemece uzman bilirkişi veya kişilerin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, davada istemlerin mutlak geçit ihtiyacına dayalı olduğu düşünülerek, davalı taşınmazlar dışındaki komşu taşınmazlardan alternatif geçit imkanları araştırılıp saptanmalı ve saptanan tüm alternatifler bilirkişi veya bilirkişilerin raporunda keşfi izlemeye elverişli bir biçimde
işaretlendirilmesi gerekir. Eğer belirlenerek güzergah üzerinde dava dışı taşınmazların bulunması halinde, bu taşınmaz malikler harçlı dilekçe ile davaya katılmalı, yada davacıların açacağı bağımsız bir dava için yeterli süre verilerek eldeki dava ile birleştirilmesi gerekir.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma neticesinde belirlenen tüm alternatiflere göre bir karar vermek gerekirken belirtilen olgular dikkate alınmaksızın alternatif araştırması ve incelemesi yapılmadan tüm olasılıklar tartışılmadan dava konusu yapılan parseller üzerinden geçit hakkı tesisine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, geçit hakkı tesisi davalarında leh ve aleyhine geçit kurulan taşınmazların parsel numaraları belirtilerek, Türk Medeni Kanununun 748/3. maddesi uyarınca tapu siciline tescili yerine “geçit hakkı kurulan yolun 2642, 2643, 2644 ve 2645 parsel sayılı taşınmazlardan ifrazına” şeklinde hüküm kurulması da doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3181, K. 2009/4221, 2 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama