Davacı, dava konusu taşınmazın 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca 31.05.1985 tarihinde ... İşeri’ye tahsis edildiğini, bu kişinin 26.05.1997 tarihinde taşınmazın ... ...’a satışını vaat ettiğini, bu kişinin de alacağını 21.08.2000 tarihinde satış vadi sözleşmesi ile kendisine temlik ettiğini, sonradan 9549 ada 1 parsel sayısını ... 177 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı , davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, 9549 ada 1 parselin tapusunun iptali ile 132/177 payının davacı adına tesciline, 45/177 payın davalı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı yasanın 1.maddesi hükmüne göre kanunun amacı; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir.
Görülüyor ki; kanun imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapı maliklerini hedeflemiştir. Başka bir anlatımla, kanunda yazılanlar dışındaki kişilerin İmar Affı Kanununa dayanarak istemde bulunma olanakları yoktur.
Ne var ki, 3290 sayılı Kanun İle Bazı Maddeleri Değiştirilen ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 25.maddesi, kanun kapsamında kalan kişilere yapılan tahsisin bunlar tarafından üçüncü kişilere temlikine imkan sağlamıştır. Ancak bu gibi durumlarda da tahsis sahiplerinden devralan kişilerin 2981 sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunun araştırılması gerekir.
2981 sayılı Kanunun 13/a hükmüne göre, arsa tahsis edilecek kimselerin kendisinin veya eşinin veya ... olmayan çocuğunun oturduğu belediye ve mücavir ... sınırları içinde ev yapmaya müsait arsaya veya bir eve veya apartmanın bağımsız bir bölümüne veya bir bölümü işyeri olarak kullanılan bir yapıya sahip bulunmaması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece yapılan bu saptama üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, 26.05.1997 günlü sözleşmede vaad alacaklısı olan ... ... ile davacı ...’un yukarıda sözü edilen yasa ve yönetmelik hükümlerine göre adına tahsis yapılma imkanı bulunan kişilerden olup olmadıklarını araştırmak, istemi bunun sonucuna göre karara bağlamak olmalıdır.
Davanın eksik inceleme ve araştırmayla hükme bağlanmış olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.