KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3578 E., 2009/4502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.07.2008 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 17.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı şirketin 251 ada 104 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı sahibi olduğunu ve bu yerde davalı ... Ltd. Şti.ne verdiği bayilik yoluyla bu hakkını kullandığını, bayisinin de ... ... San. ve Tic. A.Ş. ile otogaz satış sözleşmesi yapmış olduğunu bayilik sürerek elatmanın önlenmesine, otogaz tesisinin kal’ine ve taraflar arasında muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, yargılama aşamasında intifa hakkına konu taşınmaz üzerindeki dava konusu tesislerin kaldırıldığını, davanın konusunun kalmadığını bildirmiştir.
Davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş., aralarındaki sözleşme ilişkisinin devam ettiğini, davanın haksız açıldığını, bu nedenle reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkin tesislerin kaldırılması ve elatmanın sona erdirilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş, dava açılmasına sebebiyet verildiği belirtilerek yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. temyiz etmiştir.
Kısaca söylemek gerekirse davadaki istem, tesis olunan intifa hakkına
dayalı elatmanın önlenmesine ilişkindir. İntifa hakkı; başkasına ait bir eşya, hak veya mal varlığı üzerinde belirli bir kişiye tam olarak yararlanma olanağını sağlayan bir irtifak türüdür. Kuşkusuz intifa hakkı sahibinin eşya üzerinde oluşan saldırının kaldırılmasını istemesi olanaklarıdır. Bu isteği ise intifa hakkı sahibinin hakkı üzerinde muaraza çıkartan yana dava açılarak yöneltmesi gerekir. Başka bir deyişle, davadaki hasım intifa hakkı sahibini o eşyadan tam yararlanma hakkını engelleyen kişidir.
Somut olaya gelince; davacı şirket ile davalı ... Ltd. Şti. arasında bayilik sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı, dava konusu 251 ada 104 parsel sayılı taşınmazdaki intifa hakkını ... Petrol Ltd. Şti. Aracılığı ile kullanmaktadır. Ancak ... Petrol Ltd. Şti., aynı taşınmaz üzerinde ... ... San. ve Tic. A.Ş.nın pazarladığı otogaz satışınıda yapmaktadır.
Görülüyor ki, davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş.nin davacının intifa hakkı sahibi olduğu petrol istasyonuna aktif bir elatması yoktur. Burada davalıya ait LPG ürününü pazarlayan ve bayilik sözleşmesine aykırı davranan yan ... Petrol Ltd. Şti.dir. Davacı da ancak bu şirkete karşı elatmanın önlenmesi isteminde bulunabilir.
İnceleme konusu davada davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş.nin davalı sıfatı bulunmadığından davanın bu davalı yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken davanın kabulü usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Kabule göre de;
Bilindiği gibi, dava devam ederken dava konusu alacağın ödenmesi, müdahaleye son verilmesi, taşınmaz mülkiyetinin davacıya geçirilmesi gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. Davanın konusuz kalması halinde artık esas hakkında yargılama yapılmasına ve karar verilmesine gerek kalmaz. Ancak, HUMK.nun 417. maddesi gereğince yargılama giderlerinden davadaki hangi tarafın sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti için yargılamaya devam olunması dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespiti gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan ilk oturumda davanın konusuz kaldığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3578, K. 2009/4502, 9 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama