KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3938 E., 2009/4819 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.01.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalılara ait taşınmazı tarıma elverişli hale getirmesi karşılığında kullanım hakkı kendisine bırakılan 1,5 dönüm civarındaki yere diktiği fidanları almasına engel olan davalıların müdahalesinin önlenmesini, mümkün olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 6.500,00 TL.nin faizi ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığını, 2003 yılında davacının damadına bir kısım yerin tarım yapmak üzere verildiğini, davacının ise iyi ilişkilerden yararlanarak yaklaşık 700 m2.lik kısımda fidan yetiştirdiğini, ancak giderlerin paylaşımı karşılığı olarak fidanlarda ortaklıklarının blunduğunu, fidancılık ruhsatının davalı ... adına olduğunu, davacının fidanların tamamında hak iddiasının yerinde olmadığını, yarısını alarak taşınmazdan çıkmasını istemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu yerde fidancılık yapıldığı, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre fidanların mütemmim cüz niteliğinde olmayıp davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Davacı, davalılarla yaptığı anlaşma gereğince, dava konusu taşınmazı tarıma elverişli hale getirmesi karşılığında bir kısım yerin kullanım hakkının kendisine bırakıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, mümkün olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu yer mülkiyeti davalılardan ... ... ve dava dışı
iştirakçılari adına kayıtlı olan 148 ada 5 parselde bulunmaktadır. Davacı, davalılarla yaptığı anlaşma gereğince kullanım hakkı bulunduğunu ileri sürmüş ise de açıklandığı üzere taşınmaz elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir.
Türk Medeni Kanununun 701 maddesinde elbirliği mülkiyeti; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır" şeklinde tanımlanmıştır, 702.maddede ise, elbirliği ortaklarının hakları, yükümlülükleri açıklanmış ve 2.fıkrada, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir.
Görülüyor ki, elatmanın önlenmesi davası yönünden davacının aktif husumet ehliyetinin kabulü için, davacının elbirliği mülkiyetine tabi olan tüm maliklerle yapılmış bir sözleşmeye dayanması gereklidir. Zira Türk Medeni Kanununun 702.maddesi ile iştirakçi maliklerden her birinin ancak topluluğa giren hakların korunmasını sağlamaya yönelik işlemleri yapabileceği bu konumdan tüm ortakların yararlanacağı düzenlemesi getirilmiş olup, eldeki davada olduğu gibi elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazın üçüncü kişilere kullandırılması amacını taşıyan tasarruf işlemlerinde tüm iştirakçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Belirtilen nedenle mahkemece öncelikle davacının bu yöndeki delilleri toplanmak suretiyle istem değerlendirilmeli, sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu hususlar gözetilmeksizin davanın kabulü ile davalıların müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3938, K. 2009/4819, 15 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama