KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/4044 E., 2009/4667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 25.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, kadastro öncesinde bütün olarak kullanılan taşınmazın aralarındaki rızai taksimle 102 Ada 202, 203 ve 416 sayılı parseller olarak ayrı ayrı adlarına tescil edildiğini, ancak taksime göre kendilerine yol olarak bırakılması gereken dava konusu yerin davalıya ait 102 Ada 202 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı içinde kaldığını ileri sürerek, 250 metrekarelik bu bölümün tapu kaydının iptali ile yol olarak adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davalı,dava konusu yeri yıllardır taksim edildiği şekilde kullandıklarını, taşınmaz içinde yol bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin davalı taşınmazı ile bağlantısının kesilmesi ve bağımsız bir tapu oluşturulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Davacıların istemi, babalarının bağışı ile oluşan ve kırk yılı ... süre ile de yol olarak kullanılan taşınmaz bölümünün kadastral yol olarak paftasına geçirilmesi biçimindedir. Davalıya ait 102 Ada 202 parsel numaralı taşınmaz vergi kaydı ve zilyetlik hukuki nedenine bağlı kalınarak davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Nasıl ki 102 Ada 202 parsel numaralı taşınmazda
tespit tarihine kadar 20 yılı aşan zilyetlik mülkiyete dönüşmekte ise bu taşınmaz içinde ölçüldüğü anlaşılan dava konusu yerin de 20 yılı ... zilyetlikle yol olduğunu kabul etmek gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu edilen yol zemininin ana taşınmazla birlikte onun bir parçası olarak davalının zilyetliğinde olduğunu söylememişler, aksine yol olarak kullanıldığını ifade etmişlerdir.
Açıklanan nedenlerle yol olarak kullanıldığı anlaşılan ve teknik bilirkişi tarafından ölçekli krokiye bağlanan bu bölümün ana taşınmazdan iptali ile yola terkinine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/4044, K. 2009/4667, 13 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama