KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/5636 E., 2009/8526 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.06.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, kademeli olarak ise tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 01.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 07.07.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Av. ... geldiler.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, biçimine uygun düzenlenen 09.04.1991 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve ifraz suretiyle tescil, kademeli olarak ise tazminat istemine ilişkindir. Islah dilekçesi ile öne sürülen istek ise, çekişmeli taşınmazların 110.000 metrekarelik kesimine isabet eden payın iptali ile tescil, kamulaştırılmış ise bedelinin verilmesi, mümkün olmadığı taktirde ise tazminat istemine ilişkindir.
Davalı, Kadastro Mahkemesinin 1998/164 esas sayılı davasının yargılamaları neticesinde satışı vaat olunan 110.000 metrekarelik taşınmazın Hazineye ait olduğunun anlaşıldığı, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Hazineye ait taşınmazın satışının vaat edildiği, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığı, davacının ödediği bedelin dava tarihindeki güncel karşılığını isteyebileceği gerekçesi ile tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulü ile 7.353.38 YTL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacının mülkiyet aktarımı istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Davacının tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması için vaat borçlusunun satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı taşınmazın maliki olması gerekmez. Satış vaadi sözleşmesi geçerli olmakla birlikte davanın açıldığı tarihte davalı vaat olunan taşınmazın maliki olmadığından aynen ifa mümkün değildir. Kural olarak, borcun ifa edilmemesi borçlunun sorumluluğunu meydana getirir ve borcun ifa edilmemesinde kusurlu kabul edilir.
Bu durumda, vaat alacaklısı davacı aynen ifa yerine B.K. 96. ve devamı maddeleri uyarınca tazminat talep edebilir. Buradaki tazminat, alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarar ise, alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki farktır.
Diğer bir ifadeyle müspet zarar aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır.
Somut olayda, davacı 09.04.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanmaktadır. Vaat borçlusunun sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmazın maliki olmaması sözleşmenin sıhhatine tesir etmez. Ne var ki, vaat borçlusu davanın açıldığı tarihte taşınmazın maliki olmadığından aynen ifa imkansızlığı nedeniyle davacı yukarıda açıklanan müspet zararını isteyebilir. Mahkemece, bu saptamalar bir yana bırakılarak satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğu ve davacının ancak verdiğini geri isteyebileceğinden bahisle satış vaadi sözleşmesinde yazılı bedelin dava tarihindeki güncel değerinin tazminine karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/5636, K. 2009/8526, 7 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama