KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/5639 E., 2009/8549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 28.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 07.07.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ....geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 960 sayılı parselde A bloktaki 4.kat 19 numaralı bağımsız bölüm maliki olduğunu, davalıdan faiz karşılığı para aldığını, alınan parayı iade edemediğini, davalının icra takibine girişmesi üzerine maliki olduğu 19 numaralı bağımsız bölümü karz aktinin teminatı olarak tapuda davalıya geçirdiğini, ancak 15.3.2003 tarihli “belgedir” başlıklı yazılı sözleşme ile davalıya ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ödemelerin yapılmasını takiben başlangıçta davalıya geçirilen tapu kaydının iade edileceğini, tüm ödemeleri yaptığı halde kaydın geri döndürülmediğini, davalı üzerindeki 19 sayılı parsele ait tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazı tapuda 11.10.2002 tarihinde satın aldığını, isteğin zamanaşımına uğradığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir
İmza ve içeriğine tarafların karşı koymadıkları 15.3.2003 tarihli “belgedir” başlıklı sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmede keşide tarihi ve meblağı yazılı çek bedellerinin davacı tarafından davalıya ödenmesi koşuluyla daha önce davalıya tapuda devri yapılan 19 numaralı bağımsız bölüm tapusunun davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
Davalı sözleşmede yazılı çek bedellerinin kendisine ödendiğini, ancak davacıdan başka nedenlerle alacaklı olduğunu kabul etmektedir. Kısaca davacı sözleşmede kararlaştırılan borcunu ifa etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 873. maddesi hükmünce borçlunun borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir. Bu kuralın alacaklının borçlunun ödememe halinden yararlanarak taşınmazı elde etmesini önlemek amacıyla getirildiği kuşkusuzdur. Anılan bu kural Roma Hukukundan gelen “Lex commissoria yasağı” olarak bilinir. Ne var ki, başlangıçtaki temlik “inançlı temlik” olarak yapılmışsa yapılan bu temlik geçerlidir.
Zira inançlı temlikte alacaklının borçlunun borcunu ödeyememesi halinde temlik edilen taşınmazı hileli bir şekilde ele geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha baştan alacaklı yana geçirilmekte borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi niteliği taşır.
Soruna Türk Medeni Kanunun 873. maddesi ve az önce sözü edilen “Lex commissoria yasağı” çerçevesinde bakılırsa davalıya hem başlangıçta yapılan inançlı temlik işlemi ve hem de dayanılan 15.03.2003 günlü “Belgedir” başlıklı sözleşme geçerlidir. Davacı sözleşmedeki ödeme koşulunu yerine getirdiğinden inançlı temlikle davalıya devrettiği taşınmaz mülkiyetinin naklini isteyebilir. Mahkemece mülkiyet nakline ilişkin istemin reddolunması açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılan bu saptama, gözardı edilerek davanın somut olaya düşmeyen bazı nedenlerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/5639, K. 2009/8549, 7 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama