Davacı, 320 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarında 3/8 paydaş “. oğlu.” kaydının “. oğlu .”; 2/8 paydaş “.” kaydının “.”; 3/8 paydaş “. oğlu . kaydının “. oğlu ...”; olarak düzeltilmesini istemiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında hatalı yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Davacı, 320 parsel sayılı taşınmazda 3/8 pay maliki olduğu kaydı ile paydaşı murisi .’nin yanında 3/8 paydaş “. oğlu.”in de tapu kaydında hatalı yazılan kimlik bilgilerinin nüfus kayıtları ile uyumlu hale getirilmesini istemiştir. Böyle bir davayı açan kişinin davayı açmakta hukuki yararı bulunması gerekir. Kısaca hukuki yarar mahkemeden bir hakkın korunmasını istemektir.
Bundan dolayı davayı açan kişinin davayı açmakta yararı olması zorunludur. Başka bir anlatımla korunması istenen hak ile davacı arasında bağlantı olmalıdır. Somut olayda, davacı bir başka dava nedeniyle verilen yetki belgesine dayanarak dava açmadığı gibi, 320 parselin 3/8 paydaşı . oğlu .’in de mirasçısı da değildir.
Bu nedenle, davacının paydaş malik . oğlu . yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu malik yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.Bundan ayrı, tapu kaydında isim düzeltme davalarında, ... yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Vekalet ücreti de yargılama giderleri içerisinde bulunmaktadır.
29.05.1957 tarih ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da bu yöndedir. Eldeki dosyada, davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 03.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.