KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6343 E., 2009/8913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.05.2008 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 19.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.07.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... ile karşı taraftan davalı asil ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, biçimine uygun düzenlenen 13.02.2007 günlü satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödenmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davada dayanılan 13.02.2007 günlü sözleşmede, 377 parsel sayılı 319 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacıya satışının vaat edildiği, satış bedelinden 20.000,00 YTL’sinin nakden ve peşinen alındığı, kalan 10.00,00 YTL’sının ise 30.11.2008 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Ne var ki, taraflar arasında yapılan adi yazılı sözleşmede ise satışın 80.000,00 YTL karşılığı yapıldığı yazılıdır. Kısaca, tarafların imza ve içeriklerine itiraz etmedikleri adi yazılı sözleşmeye göre satış bedeli 80.000,00 YTL’dir. Her ne kadar davalı, tüm satış bedelini almadığını savunmuş ise de 13.02.2007 tarihli sözleşmede satış bedelinden 20.000,00 YTL’sinin peşin aldığı yazılı olduğundan HUMK.nun 290.maddesine göre bu savunmanın aksi senetle kanıtlanabilir.
Diğer taraftan, vaat alacaklısının sözleşme bedelini ödemeyi usulünce teklif etmesine rağmen vaat borçlusu bu teklifi haklı bir neden olmaksızın reddetmiş ise kanun alacaklıya bazı haklar tanımaktadır.
Gerçekten, Borçlar Kanununun 91/1.maddesi hükmüne göre, “Alacaklı mütemerrit olduğu taktirde borçlu hasar ve masrafları alacaklıya ait olmak üzere vereceği şeyi tevdi ederek borcundan beraat edebilir.” Tevdinin hukuki niteliği, alacaklı lehine yapılmış bir “vedia” oluşudur (BK.m.463). Ancak, tevdi alacaklı temerrüdünü kaldırsa da tam bir ifa anlamında değildir.
Demek ki, sözleşmede kararlaştırılan satış bedelini vaat borçlusuna usulünce ödemeyi teklif eden ancak, bu teklifi haklı bir neden olmadan reddolunan vaat alacaklısı, BK.m.91’den yararlanarak öncelikli olan borcunu tevdi suretiyle temerrütten kurtulur ve vaat borçlusundan mülkiyetin naklini talep yetkisini kazanır hale gelebilir.
Tevdi yerini, ifa yerindeki hakim tayin eder (BK.m.91/ikinci cümle). Hakimin tevdie karar vermesi ve yerini belirtmesi için, alacaklının temerrüdünü gösterir belgelerini mahkemeye vermesi (temerrüdü kanıtlaması) gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise davacı, bir yargı kararı olmaksızın kendiliğinden hareketle davalı hesabına para yatırdığından, bunu alacaklı lehine yapılmış bir (vedia) olarak kabul etmek olanaklı değildir.
Buraya kadar yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere ortada geçerliliğini koruyan (hüküm ve sonuç meydana getiren) biçimine uygun düzenlenmiş bir satış vaadi sözleşmesi bulunduğu gibi, davacı bu sözleşme uyarınca edimini kısmen yerine getirmiş, davalıya 20.000,00 YTL ödeme yapmıştır. Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, kararlaştırılan satış bedeli 80.000,00 YTL’nin ödenmeyen kısmını davalıya ödenmek üzere depo ettirmek, Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmünden yararlanarak bu bedel depo edilirse istemi kabul etmek, aksi halde davayı şimdiki gibi reddetmek olmalıdır.
Mahkemece, bu yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6343, K. 2009/8913, 14 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama