KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6604 E., 2009/7901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.01.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine tapu iptali, tescil ve mera olarak sınırlandırma istemlerinde bulunmuştur.
Davalı on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 12.01.1988 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 27.06.2001 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 sayılı Kanunun 3.maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Kanununa geçici 10.madde eklenmiştir. Bu madde ise "bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tesbitinin kesinleştiği 12.01.1988 tarih ile davanın açıldığı 27.06.2001 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12.maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/6604, K. 2009/7901, 25 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama