Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.Davalı arsa sahibi yapının tasdikli projesine aykırı olduğunu, projeye aykırılıklar ve kararlaştırılan teslim tarihindeki gecikme nedeniyle sözleşmenin feshini davalı yükleniciye 30.9.2003 tarihinde ihbar ettiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.Davalı yüklenici ... satış vaadi sözleşmelerinde yapının kaba inşaat hali ile teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, ona rağmen yararlı ve faydalı işler yaptığını, davacılardan alacaklı olduğunu, öte yandan satış bedellerinin bütünü ile kendisine ödenmediğini,
davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.Mahkemece dava kabul edilmiştir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre davalılar arasında düzenlenmiş 22.01.1998, 28.01.1999 ve 29.01.2002 tarihli asıl ve ek sözleşmeler bulunmaktadır. Bunlardan 29.01.2002 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde yapının “anahtar teslimi” şekli ile 31.03.2003 tarihinde teslim edileceği hükme bağlanmıştır.
Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 15.05.2007 günlü bilirkişi raporlarına göre inşaatın henüz tamamlanmadığı, yapıda projeye aykırılıklar bulunduğu, olması zorunlu asansör imalatının yapılmadığı saptanmış ancak bu eksikliklere rağmen gerçekleştirilen fiziki seviye oranının ne olduğu gösterilmemiştir.
Sözleşme hükümlerinden davalının maliki olduğu 4825 ada 4 ve 5 sayılı parseller üzerine yapılması gereken inşaatın 2 ..., zemin, ve 4 normal kattan ibaret olacağı, yapıda 14 adet konut 2 adet işyerinin bulunacağının hükme bağlandığı görülmektedir.Bir bina inşasından maksat o yapının imar mevzuatına, sözleşmeye, sözleşmeden beklenen amaca, fen ve sanat kurallarına uygun meydana getirilmesidir.
3194 sayılı İmar Kanununun 26.maddesindeki ayrık durumlar hariç her inşaata işe başlamadan evvel ruhsat alınması (inşaat ruhsatı) ve işlerin bu ruhsat ve eklerine uygun yürütülmesi gerekir. Şayet inşaat ruhsatı alınmasına rağmen ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış ise bu tür yapılara uygulamalardaki deyimi ile kaçak yapı denir.
Yüklenici anlatılan bu durumları yaratmışsa öncelikli edimi olan eseri meydana getirme ve teslim borcunu ifa etmemiş sayılacağından ne yüklenicinin ve ne de onun temlik işleminde bulunduğu üçüncü kişilerin yapıdan bağımsız bölüm istemesi olanağı yoktur.
Zira, Borçlar Kanununun 167.maddesi hükmünden yararlanacak olan arsa sahibi eğer temlik işlemi yapılmasaydı evvelki alacaklıya (yükleniciye) karşı ileri sürebileceği bütün itiraz ve def’ilerini yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişilere) de ileri sürebilir. Somut uyuşmazlıkta, davalı arsa maliki yapıda projeye aykırılıklar olduğunu savunmuştur. Yapıdaki eksikliklerin varlığı inşaatın getirildiği fiziki seviye belirlenmese de bilirkişi raporu ile sabittir.
Ayrıca bu cesametteki bir yapıda asansör bulunması mevcut imar yönetmeliği gereğidir.
Yapıdaki asansör imalatının eksikliği ise önemlidir.Bütün bu anlatılanlardan yüklenicinin sözleşme hükümleri uyarınca edimlerini yerine getirmediği anlaşılmış ise de; davalı arsa maliki hükmü temyiz etmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.Öte yandan, hükmü temyiz eden davalı yüklenici satış bedelinin bütünü ile ödenmediğini savunmuş ise de, davacının dayanağı 24.8.1999 günlü temlik sözleşmesinde satış bedelinin nakten ve tamamen ödendiği yazılıdır.
HUMK.nun 290. maddesi uyarınca senede karşı her türlü iddianın aynı nitelikteki senetle kanıtlanması gerekir. Davalı bu savunmasını aynı kuvvette senetle kanıtlayamamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya kapsamına içeriğine göre davalı yüklenici ...’in temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve hükmün temyiz edenin sıfatına göre onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.6.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.