İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/700 K.2009/3875

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 8.7.2002 gününde verilen dilekçe ile bağışlanan malların rücu koşallarının oluşması nedeniyle istirdadı istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 14.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca,…

Esas2009/700Karar2009/3875Tarih27 Mart 2009Okuma7 dk · 1.357 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/700 E., 2009/3875 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Mart 2009
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.357 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 8.7.2002 gününde verilen dilekçe ile bağışlanan malların rücu koşallarının oluşması nedeniyle istirdadı istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 14.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.2.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar ... vd. Vekilleri Av.... ve Av.... ... ile karşı taraftan ... vekilleri Av.... ve Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, bağıştan rücu nedenine dayalı alacak ve tapu iptali tescil istemlerine ilişkindir.

Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, kaldı ki davada dayanılan bazı basın organlarında çıkan haberlerin kaynağının kendisi olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; dava, rücu sebebine ıttıla gününden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılmadığından ve bağışlamadan rücu koşulları gerçekleşmediğinden söz edilerek istek reddedilmiştir.

Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.

Eldeki davada öncelikle üzerinde durulması gereken husus, bağıştan rücu için Borçlar Kanununun 246.maddesinin ilk fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin tespitidir. Mahkemece, dava rücu sebebine ıttıla gününden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılmadığından ve bağışlamadan rücu koşulları gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; bağışlayanın, bağışlamadan rücu için rücu sebebini öğrendiği günden başlayarak 1 yıl içinde rücu beyanını açıklaması yeterlidir. Ayrıca, bağışlama

ifa edildiğinde, bağışlayanın, bağışlamadan rücu ettiğine dair irade beyanının bağışlanana ulaşmasında itibaren 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak istirdat (alacak) davası açılabilir. Davacıların bağıştan rücu sebebi olarak gösterdikleri ve davalının da imzası bulunan ihtar 14.05.2001 tarihlidir. Yine davalının da imzası ile katıldığı davacıların yöneticileri olduğu şirketlerin yabancı ortağı olan Pepsi Co.Int.

One Pepsi Way Somers NY şirketine gönderilen mektubun tarihi ise 30.07.2001’dir. Davanın, davacıların bağıştan rücu iradelerini gösteren 13.05.2002 tarihli ihtarnameden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçmeden 27.06.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan bu saptama gözden kaçırılarak mahkemenin hak düşürücü sürenin geçtiği nedeniyle de davayı reddetmiş olması isabetli değildir.

Davacıların, çekişmenin esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Kısaca bir tanımlama yapmak gerekirse, bağışlama; hayattakiler arasında teberru amacıyla yapılmış kazandırıcı bir işlemdir. Bağışlama aktinde, bir tarafın mal varlığında azalma, buna karşılık diğer tarafın ise mal varlığında ise bir çoğalma meydana gelir. Bağışlamanın konusunu, temliki mümkün olan herhangi bir şey veya hak teşkil edebilir.

Dava dilekçesi incelendiğinde; davacıların, davalıya dört ayrı nedenle bağışlama yaptıklarını iddia ettikleri görülmektedir. Bunlardan ilki, 28.09.1998 tarihinde İnterbank Bakırköy şubesinden davalının hesabına havale edilen 1.007.893,- ABD Doları, ikincisi elden verildiği iddia edilen 302.000,- ABD Doları, üçüncüsü, bazı şirket hisse senetlerinin bağışı, dördüncüsü ise 307 parseldeki 9 ve 10 numaralı, 1382 ada 73 parseldeki 12 ve 13 numaralı bağımsız bölümler bağışıdır.

Gerçekten, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacıların müşterek hesaplarındaki 1.007.893,-ABD Dolarının 28.09.1998 tarihinde davalının hesabına havale ettikleri, bu miktarın davalının hesabına geçmesiyle bağışlama aktinin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Esasen, davalının 1.007.893,-ABD Dolarını almadığına dair bir savunması da yoktur.

Borçlar Kanununun “İptal-Bağışlanan Malların İstirdadı” başlıklı 244.maddesine göre bağıştan rücu nedenleri;

1-Bağışlanan, bağışlayana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm irtikap ederse,

2-Bağışlanan, bağışlayana veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlikte bulunmuş ise,

3-Bağışlanan, bağışlamayı takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmasızın icra etmezse, şeklinde sıralanmıştır.

Eldeki davada, anılan yasa hükmü uyarınca bağıştan rücu nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun incelenmesi gerekmektedir.

Yasa maddesinin 1.bendindeki “bağışlayana yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm irtikap ederse” sözlerinden, bağışlamadan sonra bağışlayana karşı ağır bir suç işlenmesini anlamak gerekir. 2.bendeki “bağışlayana veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlik…” sözlerinden de özellikle bağışlananın ana baba - evlat ilişkisine uygun düşmeyen davranışlarda bulunulması gibi durumları anlamak gerekir.

Kuşkusuz, bu hükümleri bir kalıba sığdırmak mümkün değildir. Bağıştan rücu (dönme) sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin, bu madde hükümleriyle birlikte olayların kapsamları, nitelikleri ve özellikle de önem dereceleri göz önünde bulundurularak tayini gerekecektir. Burada belirtilmesi gereken diğer bir husus ise, Türk toplumunun sosyal ve geleneksel yapısı içerisinde aile yaşamında anne ve babanın saygın bir yeri olduğudur.

Çünkü, Türk toplumu aile yaşamında anne-babayı adeta kutsal kişi olarak kabul etmiştir.

Bağıştan rücu koşullarının oluşup oluşmadığının somut olay bakımından incelenmesine gelince;

Davalının da imzası bulunan 14.05.2001 tarihli ihtarname, davacılara gönderilmiş ve ancak bu ihtarnamede daha sonra bilgi için başvurulacak kişilerin isimleri yazıldıktan sonra başvurulacak merciler arasında “TC İçişleri Bakanlığı, TC İçişleri Bakanlığı Organize Suçlar Daire Başkanlığı, Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Valiliği, TC Maliye Bakanlığı, Gelirler Genel Müdürlüğü, İstanbul Defterdarlığı ve sair yetkili merciler” olarak sıralanmıştır.

Yine bu ihtarnamede davalı, kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerde davacıların “vergi kaçakçılığı, suç oluşturulan fiiller için örgütlü davranışlarla Ceza Kanunlarına, Ticaret Kanununa aykırı davranışlara muhalefet ettiğini…” bu durumu davacılar dahil diğer yönetim kurulu üyelerine bildirdiklerini ve yolsuzluk ve kanunsuzlukların durdurulmasını talep ettiklerini, mali ve cezai sorumluluğu gerektiren bu durumun önüne geçemediklerini, örnek olarak Dr....’in muayenehanesine Vergi Usul Kanununa göre ağır cezalı suçu gerektiren harcamalar yapıldığını, Kambiyo mevzuatının ihlal edildiğini, Amerika Birleşik devletlerine,

şirkete yabancı hekim gönderildiğini, giderlerini şirketlerin karşıladığını, şirketlerle ilgisiz kişi ve kurumlara ödemeler yapıldığını, böylece yabancı ortaklar hisselerinin kısıtlandığını, bazı şirketlerin içlerinin boşaltıldığını ve değer kaybına uğratıldığını, özel olarak çalıştırılan kişilerin şirket kadrosunda gösterilmesi suretiyle mevzuata aykırı davranıldığını, özel konutların yapımı ve tadilatı için şirket kasasından ödemelerde bulunulduğunu, şirket defterlerinin yasal niteliği ve değerinin yok edildiğini iddia etmiştir.

Davalı, aynı iddiaları içeren bir mektubu da 30.07.2001 tarihinde yabancı ortağı olan Pepsi Co.İnv. (Europe) IBV Richmand, 63 Kew Road Surrey, England adresine ve bilgi için de şirketin Amerika’daki merkezine göndermiştir. Davalı tarafından gerek 14.05.2001, gerekse 30.07.2001 tarihli mektupta geçen iddialarla ilgili resmi mercilere yapılan başvurunun varlığı veya eldeki dava sebebiyle doğruluğu kanıtlanmamıştır.

Davalının anne ve babası olan davacılara karşı vergi kaçakçılığı suçu oluşturan fiiller için örgütlü davranışta bulunduğu, Ceza Kanunlarına aykırı davranıldığı ve bu eylemleri organize ettiği iddiası şikayet hakkının kullanılmasının ötesinde ciddi bir suçlamadır. Bu suçlamaların, anne-baba olan davacıları üzeceği de bir gerçektir.

Kaldı ki, dinlenen tanıklar bu suçlamalar sebebiyle anne ve babanın derin üzüntü içerisine düştüğünü, aile bağı ilişkilerinde kopmalar meydana geldiğini ifade etmiştir.

Olayların akışına ve özelliğine ve özellikle ihtarname ve mektupta yazılan iddialara, bu iddialar karşısında davacı ana-babanın içine düştükleri üzüntüye bakılırsa davalının yersiz davranışlarıyla kendisine bağışta bulunan ana-babasına karşı Türk toplumu aile anlayışında kabul edilemeyecek davranışlarda bulunduğu ve bu suretle Borçlar Kanununun 244.maddesinin 2.fıkrasındaki bağıştan rücu sebebinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Bağışlayan davacıların ise, yaptıkları bağış sebebiyle davalı üzerinde haksız bir baskı kurmak girişimleri yoktur. Davalının yersiz tutum ve davranışları mirastan ıskatını gerektirecek önemde olmasa da bağıştan rücu sebebinin varlığını kabul için yeterlidir.

Davada, 28.09.1998 tarihinde İnterbank Bakırköy şubesinden davalının hesabına 1.007.893,- ABD Dolarının havale edilerek bağışlandığı kanıtlanmış ise de, elden verildiği iddia edilen 302.000,- ABD Doları ile bazı şirket hisse senetlerinin bağışlandığı iddiaları kanıtlanamamıştır.

Bundan başka davacılar tarafından 307 sayılı parseldeki 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler ile 1382 ada 73 sayılı parseldeki 12 ve 13 numaralı bağımsız bölümlerin de bağışlama maksadıyla davalıya verildiği ileri sürülmüş ise de.

1382 ada 73 parseldeki 12 ve 13 numaralı bağımsız bölümler davacılardan ... tarafından vekaleten davalıya satıldığından ve satışa ilişkin resmi aktin aksi ancak aynı nitelikte delille kanıtlanabileceğinden davacılar 12 ve 13 numaralı bağımsız bölümlerin davalıya bağışlandığı iddiasını kanıtlayamamıştır.

Bunun gibi 307 parseldeki 9 numaralı bağımsız bölüm dava dışı Emlak Konut A.Ş. tarafından davalıya satıldığından davacılar 9 numaralı bağımsız bölüme ilişkin bağışlama iddiasını da kanıtlayabilmiş değildir. Ne var ki, 307 sayılı parseldeki 10 numaralı bağımsız bölüm davacılardan ...’nun 11.12.2000 tarihli yazılı talimatıyla Emlak Konut A.Ş. Genel Müdürlüğünce doğrudan davalıya temlik edildiğinden, davacı ...’nun yaptığı işlem bir bağışlama işlemidir.

Sonuç olarak, davacılar 28.09.1998 tarihinde havale ettikleri 1.007.893,-ABD Doları ile 307 numaralı parseldeki 10 numaralı bağımsız bölümün bağışlandığını kanıtlamış, diğer para ve bağımsız bölümlerin bağışlandığına ilişkin iddialarını ise kanıtlayamamışlardır. Varlığı kanıtlanan 1.007.893,-ABD Dolarının davalının malvarlığında kalması bağıştan rücu koşulları gerçekleştiğinden artık sebepsiz zenginleşme meydana getirir. Bu miktarın davacılara iadesi ve bağış yoluyla davalıya temlik edildiği anlaşılan 307 parseldeki 10 numaralı bağımsız bölüme ilişkin davalı üzerindeki kaydın da aynı nedenle iptali ve bağışlayan davacı ... adına tescili gerekir.

Mahkemece, yapılan bu saptamalar gözden kaçırılarak hak düşürücü sürenin geçtiği ve bağışlamadan rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın bütünüyle reddi doğru olmamış, kararın açıklanan tüm bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 625,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.03.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/700, K. 2009/3875, 27 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/700
Karar No
2009/3875
Tarih
27 Mart 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/700 K.2009/4392
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2009/701 K.2009/1648
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/701 K.2009/4376
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/701 K.2009/3476
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2009/702 K.2009/1573
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/702 K.2009/4355

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.