Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.Davalı, 2087 sayılı parselde paylı malik .’dan 30.01.1995 günlü harici senetle payını satın aldığını, kullanmanın bu sebebe dayalı olarak sürdüğünü, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava savunma doğrultusunda reddolunmuştur.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dosyada yer alan 2087 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydından davacının 1/6, dava dışı.’ın 3/6, . ve .ın da 1/6’şar pay maliki olduğu görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir.
Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için birden fazla kişinin bir mala paylı malik olmaları ve bu malın malikleri arasında maddi anlamda paylaşılmamış bulunması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden fazla kişi olmasına rağmen eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcut bulunur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliği meydana getirir. Her paydaş mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur.
Her pay diğerinden bağımsız ayrıca tasarrufi işleme konu olabileceği için kanun bazı istisnalar hariç payları adeta taşınmaz hükmüne tabi tutmuştur. Dolayısıyla, paylı mülkiyete tabi bir taşınmaz üzerindeki payın bir üçüncü kişiye satışı olanaklıdır. Eldeki uyuşmazlıkta da davalı, taşınmazın paylı maliki olan dava dışı .’dan 3/6 payını 03.01.1995 tarihli harici senetle satın aldığını savunmuş, mahkemece bu savunmaya değer tanınmak suretiyle dava reddedilmiştir.
Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60. maddeleri hükmü uyarınca tapuda kayıtlı bir taşınmazın satış işleminin biçim koşuluna uygun yapılması gerekir.
Borçlar Kanununun 11. maddesi hükmü gereğince de kanunun emrettiği şeklin şumul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise bu şekle riayet olunmadan yapılan akit geçersizdir ve davalıya sadece şahsi hak sağlayan bu sözleşmeye geçerlilik tanınarak mülkiyet hakkı sahibinin Türk Medeni Kanununun 683. maddesinden kaynaklanan hakları ortadan kaldırılamaz.
Yapılan bu saptamalara göre davanın hüküm altına alınması yerine istem yazılı bazı gerekçelerle reddolunduğundan karar bozulmalıdır.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.