KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7672 E., 2009/11259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.04.2008 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 20.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.10.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... ile karşı taraftan davalı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tarafların sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 1592 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına işlenen “ihtiyati haciz” şerhinin terkini istemiyle açılmıştır. Davalı, davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen 30.07.2004 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğini, hükümlerini tarafları arasında meydana getireceğini, ihtiyati tedbir kararının da sadece rızai temliklerin önüne geçme amacı taşıdığını, hacze engel teşkil etmeyeceğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davacı ile dava dışı ... arasında 30.07.2004 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunduğu, davacının bu sözleşmeye dayanarak 18.04.2006 tarihinde Küçükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/228 esasında ferağa icbar davası açtığı, davanın görüldüğü aşamada mahkemenin 13.06.2006 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verdiği, ihtiyati tedbir kararının aynı tarihte tapuya işlendiği, ferağa icbar suretiyle tescil davasının davacı lehine sonuçlandığı ve hükmün 14.09.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalı ise, 30.07.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesinin vaat borçlusu olan Hıdır Koç’tan mevcut alacağı sebebiyle Şişli 4.İcra Müdürlüğünün 2006/14835 esas sayılı dosyasında icra takibi yapmış, takibin kesinleşmesi üzerine aynı taşınmazdaki vaat borçlusu payına 17.07.2006 tarihinde ihtiyati haciz şerhi işletmiştir. Davada kaldırılması talep edilen şerh, davalı tarafından kayda konulması sağlanan 17.07.2006 tarihli ihtiyati haciz şerhidir.
Genel olarak, kesin hukuki himaye sonucunun ortaya çıkmasına kadar yargılama öncesinde veya sonrasında doğabilecek risklerden davacı ve / veya davalıyı korumak için yargı organlarınca verilen geniş ya da dar kapsamlı hukuki himaye “geçici hukuki himaye tedbirleri” olarak tanımlanır (..., Geçici Himaye Tedbirleri, Ankara 2001 s.32). HUMK’nun 101. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de geçici hukuki himaye tedbirlerinden birisidir. İhtiyati tedbir yoluyla taraf dava konusu hakka ilişkin doğacak tehlikelerden korunmaktadır. Tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir, aynı zamanda tapuda yapılacak intikallerde üçüncü kişilerin TMK’nun 1023.maddesinin korumasından yararlanmasını da engeller.
İhtiyati haciz ise, alacaklıya henüz kesin haciz istemek yetkisinin verilmediği bir devrede borçlunun mallarına el konulmak suretiyle alacaklının para alacağının zamanında tahsil edilebilmesini garanti altına alır. Aslında ihtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşididir. İhtiyati haciz sadece para alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) bahis konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kaideten paradan başka şeyler (haklar, menkuller, gayrimenkuller) hakkındaki davalarda alınır (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ekim 1968 s.576).
Gerek ihtiyati tedbir kararı, gerekse ihtiyati haciz kararı verildikten sonra bu kararın ilgili tapuya işlenmesi sonucu ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararları TMK m.1020 hükmü gereğince “tapu sicilinin açıklığı” prensibi uyarınca aleniyet kazanır ve bundan sonra hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Bunun dışında o tapuyla ilgili işlem yapan herkesin kaydın nedenini araştırması, halin icabı ve hayatın olağan akışı gereğidir. Yoksa ne ihtiyati tedbir kararının ne de ihtiyati haciz kararının bir önemi, tapu siciline şerh edilmesinin bir anlamı kalmaz.
Somut uyuşmazlıkta; davacının mülkiyet aktarımı için açtığı dava sebebiyle lehine sağladığı ihtiyati tedbir kararı 13.06.2006 tarihlidir. Bu karar tapuya işlenip aleniyet kazandıktan sonra tedbir kararının varlığı davacıyı dava konusu hakka ilişkin ileride doğacak tehlikelerden korur. Dolayısı ile ihtiyati tedbir kararının işlendiği tarihten sonra aynı tapu kaydına 17.07.2006 tarihinde konulan ihtiyati haciz şerhi, davacının tedbir kararı ile kazandığı hakkını etkilemez.
Bu saptamalar karşısında mahkemece davanın kabulü yerine, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarının sağladığı fonksiyonlar ayrı ayrı imiş gibi değerlendirilerek istemin reddi doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7672, K. 2009/11259, 20 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama