KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7820 E., 2009/8437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, Türk Ceza Kanununun 46. maddesi kapsamında kısıtlı olduğu dönemde davalıya sattığı 753 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı asil temyiz etmiştir.
Dava ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre;
Adli Tıp Kurumunun 23.12.2002 günlü raporunda davacıda "paranoid şizofreni" denilen akıl hastalığının saptandığı, 05.06.2000 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı ceza ehliyetinin bulunmadığı hakkında Türk Ceza Kanununun 46. maddesinin tatbiki gerektiği, şifası tıbben tebeyyün edinceye kadar bir akıl hastalıkları hastahanesinde muhafaza ve tedavisinin gerektiği bildirilmiştir.
Davacı 17.02.2003 tarihinde maliki bulunduğu dava konusu 753 sayılı parseli tapudan davalıya temlik etmiştir.
11.06.2004 tarihinde ise, Ordu Devlet Hastanesinin 23.12.2003 günlü raporu uyarınca Sulh Hhukuk Mahkemesinin 2004/560 Esas numaralı dosyasında davacıya vasi tayin edilmesine karar verilmiştir.
Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırtetme gücü bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile
hak kurabilme, yükümlülük altına girebilme ehliyetinin varlığından söz edilemez. Türk Medeni Kanununun 9. maddesinde bu hususa değinilmiş ve "fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir" hükmü getirilmiştir. Yasanın 10. Maddesinde fiil ehliyetinin başkaca koşulu olarak ayırtım gücü ile reşit olma kabul edilmiş, "ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır" hükmüne yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun "ayırt etme gücü" başlıklı 13. maddesinde, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biri ile akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan anılan yasanın 15. maddesi gereğince de, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Görülüyor ki, yukarıda sözü edilen yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespiti gerek şahıs ve gerekse mamelek hukuku bakımından son derece önemlidir.
Buna göre, gerek uyuşmazlık konusu taşınmazın davalıya temlik edildiği tarihten önceki, gerekse bu tarihten sonraki raporlar ile varsa doktor ve hasta müşahade kağıtları getirtilerek dosyaya konulduktan sonra tekmil dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek temlik işleminin yapıldığı 17.02.2003 tarihi itibariyle davacının hukuki tasarruf yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken buna uyulmaksızın yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7820, K. 2009/8437, 6 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama