KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/7836 E., 2009/8399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine davalı vekili tarafından davacı aleyhine 02.09.1999 ve 17.04.2001 gününde verilen dilekçeler ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve tahliye, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 03.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve birleştirilen davanın davacısı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Birleşen davada davalı, davanın reddini, çekişme konusu 650 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan binanın zemin kat 2 numaralı bağımsız bölümünü yüklenicinin 02.11.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle temlik ettiğini, bu temlik işlemine dayalı olarak taşınmazın adına tescilini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve birleşen davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
Davacı ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen 23.08.1995 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yükleniciye kişisel hak sağlar. Kural olarak bu hak, doğrudan yüklenici tarafından arsa sahibine karşı ileri sürülebileceği gibi Borçlar Kanununun 162. maddesi uyarınca işin mahiyetinden anlaşılamıyorsa veya sözleşme ile yasaklanmamışsa yazılı olmak koşuluyla üçüncü bir kişiye de temlik edilebilir. Birleşen davadaki dava dışı yüklenici ile davalı arasındaki
02.11.1996 günlü satış vaadi sözleşmesi gerçekte alacağın temlikine ilişkindir. Ne var ki, temlik alacaklısı temlik işleminin borçlusundan gerçek alacağı ne ise onu isteyebilir. Bunun dışındaki isteğe muhatap olan temlik borçlusu (arsa sahibi) Borçlar Kanununun 81 ve 167. maddelerinden yararlanarak alacaklının (birleşen davadaki üçüncü kişi davacının) istemine karşı koyabilir.
Temlik işlemine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
12.12.2005 günlü bilirkişiler kurulu raporunda inşaatın getirildiği fiziki seviye %87,22 olarak saptanmış, binadaki eksik işler tutarı ise 7.003.20 TL. olarak belirtilmiştir. İfayı isteyen birleşen davanın davacısının bu isteğinin kabulü için eksik işler bedelini arsa sahibine ödemek üzere depo etmesi ve bu isteğinin birlikte ifa kuralları çerçevesinde kabulü gerekir. Ne var ki, bilirkişiler yapıdaki 7.003.20 TL. eksikliği 1999 yılı birim fiyatlarına göre hesaplamıştır. Oysa, birleşen dava 17.04.2001 tarihinde açılmıştır.
Bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; bilirkişilerin 7.003.20 TL. olarak buldukları eksikliği 2001 fiyatlarına göre eskale etmek üzere kuruldan ek rapor almak, eskale edilerek bulunacak bu tutarı davacı arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirmek, depo edildiği takdirde birleşen davayı kabul etmek, aksi takdirde şimdiki gibi hüküm kurmak olmalıdır.
Bütün bu yönler bir yana bırakılarak istemin yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/7836, K. 2009/8399, 6 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama