KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/8871 E., 2009/10958 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
281 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 03.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
11 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davacı, 7 parsel sayılı taşınmazı ile sınırın zeytin ağaçlarına göre belirlendiğini mahalli örf ve adete göre bir kısım yerinin 7 parselde kaldığını, bu bölüme ait kaydın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini, davacının çap kaydı nereye ait ise o bölümü satın aldığını, davanın dinlenemeyeceğini, reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlere ait davalı kaydının iptaline, davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 7 ve 11 sayılı parsellerin bulunduğu çalışma alanlarında kadastro işleminin 04.12.1997 tarihinde tamamlandığı, her iki taşınmazın çapa bağlanarak tapuya tescil edildiği, davacının meydana getirilen çapla bağlı olarak 11 parsel sayılı taşınmazı 04.07.2005 tarihinde tapudan satın aldığı anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/A maddesi uyarınca kayıt ve belgelerin krokiye dayanması halinde, mülkiyet hakkının kapsamı krokisi sınırlarına göre tayin edilir. Benzer hüküm “sınırların belirlenmesi” başlıklı Türk Medeni Kanununun 719.maddesinde de yer almıştır. Kısaca davacı, tapunun dayanağı çap, arz üzerinde nereyi kapsıyorsa oranın malikidir. Sonradan mahalli örf ve adetlere gönderme yaparak çap kaydı kapsamı dışında bir yeri de mülk edindiğini ileri süremez.
Yapılan bu saptamalara göre davanın reddi yerine istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/8871, K. 2009/10958, 14 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama