KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9369 E., 2009/10852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.01.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, 56 parsel sayılı taşınmazın Ermenilerden kaldığı gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek davalıların miras bırakanı adına olan kaydın iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Cevap veren davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 56 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 23.5.1964 tarihinde davalıların mirasbırakanı adına tespit edildiği, tespitin 29.7.1986 tarihinde kesinleştiği, 56 sayılı parselin 16.9.1986 tarihinde davalıların mirasbırakanı Ferit Düşünüklü adına tescil edildiği görülmektedir. Eldeki dava ise, 01.01.1999 tarihinde açılmıştır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği, 29.7.1986 tarihi ile davanın açıldığı 01.01.1999 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gereken yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru değil ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karar, HUMK’nun 438/son maddesince gerekçesi değiştirilip düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/9369, K. 2009/10852, 13 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama