KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10492 E., 2010/11881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
263 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 17.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, miras bırakanı “ ... oğlu ...’e” ait 190 ada 21 parsel sayılı taşınmazda miras bırakanın baba adının “...” olarak yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan kadastro tespit tutanağından dava konusu taşınmazın 2001 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında190 ada 21, 22, 24, 40, 41 parsel sayılı taşınmazların bir bütün halinde 07.03.1934 tarih 738 numaralı tapu kaydı ile ... ve karısı ... ve kızları ..., ... oğulları ..., ..., ... ve pederi ... ve anası ... adlarına kayıtlı olduğu, muhtarlık ve bilirkişi beyanlarına göre ...’in isminin ... ( ... ) olduğu, 1939 yılında ... ... oğlu ..., ... ve anası ... ve babası ...’in hisselerini ... ve eşi ... ve ... ve ... ve ...’ye bedelsiz olarak hibe ederek zilyetliğini devrettiği, bunların 1950 yılında yaptıkları taksim neticesinde dava konusu 190 ada 21 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ...’e isabet ettiği belirtilmek suretiyle tespitin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının miras bırakanı “... oğlu ...’in” anne baba ve tüm kardeşlerini gösteren nüfus aile kayıt örneği getirtilerek ..., ..., ... ve ... isimli kardeşlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve özellikle nüfus aile kayıt örneğindeki kimlik bilgilerinin kadastro tutanağındaki edinme nedenini doğrulayıp doğrulamadığı saptanmadan eksik araştırma ve soruşturma ile davanın kabulü doğru değildir.
Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/10492, K. 2010/11881, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama