Dava, 875 ada 131 ve 133 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki "Bostan Çavuş Vakfı" şerhinin terkini istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vakıf şerhinin 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ve tek taraflı bir işlemle işlendiğinden söz edilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı idare temyiz etmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunun 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçici 5. maddesi hükmüne göre vakıf şerhleri ile, ilgili devam etmekte olan davalarda diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanamayacağı kuralı getirildiğinden burada da 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolayısıyla 02.04.2004 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının uygulanma olanağı yoktur. Bu nedenle, mahkemenin 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra vakıf şerhinin işlendiğinden bahisle davayı kabul etmiş olması doğru olmamıştır.
Ne var ki; dava konusu parsellerin tapu kaydına vakıf şerhinin davalı idarenin tek taraflı işlemi ile işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi hükmü gereğince ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararı ile düzeltebileceğinden, somut uyuşmazlıkta çekişme konusu taşınmazlara işlenen vakıf şerhleri ilgililerin yazılı rızaları ile değil, idarenin tek taraflı işlemiyle konulduğundan bu şerhler yolsuz tescil niteliğindedir. Mahkemece şerhin tek taraflı bir işlemle işlendiğinden söz edilerek şerhin kaldırılmasına karar verilmesi doğrudur.
Açıklanan nedenle, yapılan yargılamaya toplanan deliller ve dosya içeriğine göre Vakıflar İdaresinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 07.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.