KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8541 E., 2010/10506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.10.2009 gününde verilen dilekçe ile miktar fazlasının davacı adına tescili veya bedelin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; taşınmazın bedelinin tahsiline dair verilen 21.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 2689 parsel sayılı taşınmazın 4800 m2 olarak davalıya satıldığını, 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan işlem sonucu taşınmazın 5903 m2 olarak yüzölçüm miktarının düzeltildiğini ileri sürerek tapu kaydında artan 1103 m2'lik kısmın tapusunun iptali ile adına tescilini ya da bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., taşınmazı davacıdan almadığını, davacının malik olmadığını, öncelikle dava açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, düzeltme işlemi ile taşınmazın yüzölçümünde artan miktarının bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi, 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir." şeklindedir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır.
Somut olayda; davalı ... dava konusu taşınmazı çap kaydı ile geçerli olmak üzere satın almış, çap kaydı kapsamındaki miktar hatasını da anılan 41. madde düzelttirmiş, bu düzeltme işlemi de kesinleşmiştir. Davacı şimdi düzeltme işlemi ile tapu kaydına artan miktar üzerinde hak iddia etmektedir.
Taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde; taşınmazın 1975 yılında tapulama sonucu ... adına tescil edildiği, 05.04.1984 tarihinde yapılan intikalde davacının da aralarında bulunduğu mirasçılar adına tescil edildikten sonra aynı tarihte mirasçılardan ... adına tescil edildiği, ...'un da taşınmazı 01.02.2006 tarihinde ... 'dan satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacının taşınmazla mülkiyet ilişkisi 05.04.1984 tarihinde kesildiği sabittir.
Bu durumda mülkiyet ilişkisi bulunmayan taşınmazla ilgili hak iddiasında bulunmak olanağı da yoktur. Kısaca söylemek gerekirse, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de; yukarıda da açıklandığı gibi taşınmazların mülkiyet sınırları çap kaydı ile geçerli olduğundan ve davalı bu çap kaydına dayanarak taşınmazı satın aldığından sınırlar değişmeden miktarın artması davacı taşınmazı davalıya satan kişi olsa dahi 41. madde uyarınca yapılan düzeltme sonucu yüzölçümü değerinin artan kısmı üzerinde de hak iddia etme olanağına sahip olmadığından mahkemece bu hususun göz ardı edilmesi de ayrıca doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/8541, K. 2010/10506, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama