KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/1111 E., 2011/1860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.11.2008 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar cevaplarında, zamanaşımının gerçekleştiğini, esasen davacının daha önce açtığı davada sözleşmeden kaynaklanan tüm haklarını aldığını, davanın reddini savunmuş, davalılardan Güngör, Günay, Emel ve Şerif davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkemece, 1638 sayılı parselde davalıların annesi olan ... malik olmadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 16.4.1987 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaat borçluları olan Yaşar ve ... 1638 sayılı parseldeki hak ve hisselerinin tamamı dışında yine bu parselde malik olan annelerinden miras yoluyla intikal edecek hak ve hisselerin satışını da vaat etmiştir. Dosyada yer alan mirasçılık belgesine göre Yaşar ve ...’un annelerinin .... olduğu görülmektedir. Kısaca mahkemenin kabulünün aksine vaat borçlularının anneleri ...değil ...’dur. Dolayısıyla bu kişiden intikal edecek miras paylarının satışının vaadine dair sözleşme geçerlidir.
Ne var ki, tapuda 55/240 pay sahibi olan ....12.04.1976 tarihinde ölmüştür. Satış vaadinde bulunan Yaşar ve Yusuf dışında ..... ve ....isimli başkaca mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle 1976 yılında ölen ...’un terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara ait olduğundan elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüşmeden tereke dışı olan kişiler satış vaadi sözleşmesinin ifasını talep edemezler.
Mahkemece yapılan bu saptamalara göre ifa kabiliyeti bulunmayan sözleşmeye dayalı olarak açılan davanın bu nedenle reddi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen bazı gerekçelerle reddi doğru değil ise de, hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karar gerekçesinin düzeltilerek hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/1111, K. 2011/1860, 16 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama