Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede ise ödenen satış bedeli 34.000,00 TL’nin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı şirket, satış vaadine konu taşınmazların maliki olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların mülkiyet aktarımı istemleri reddedilmiş, ikinci kademedeki istek hüküm altına alınmıştır.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde, vaat borçlusu olan taraf ileride yapılacak asıl sözleşmeyle sözleşme konusu taşınmazın zilyetlik ve mülkiyetini vaat alacaklısına devredecek olan gerçek veya tüzel kişi ya da kişilerdir. Vaat borçlusunun satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı taşınmazın maliki olması gerekmez. Ne var ki, ferağa icbar davasının açıldığı tarihte taşınmaza kayden malik olmalıdır. Aksi takdirde, dayanılan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağından söz edilemez.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dayanak sözleşmelerde bahsedilen 8313 m2 yüzölçümündeki 330 ada 616 sayılı parsel tapuda davalı şirket adına değil, ... ve ... ... adına paylı olarak kayıtlıdır. Başka bir deyişle şirket, davanın açıldığı tarihte taşınmazın maliki olmadığından, davacılar ifa olanağı bulunmayan sözleşmeye dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunamaz.
Mahkemece, yapılan bu saptama dikkate alınarak mülkiyet aktarımı isteminin reddi, ikinci kademedeki istek olan alacak talebinin hüküm altına alınması doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacıların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 18.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.