KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/5317 E., 2011/6662 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, davalının kayden maliki olduğu 2180 parsel sayılı taşınmazın mera sınırına dayandığını, mera olması nedeniyle tapu kaydının iptali ile ve mera vasfı ile özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın tarım taşınmazı olduğunu, iyiniyetle taşınmazı satın aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapulama komisyon kararı Hazine’ye 1982 yılında tebliğ edildiğinden ve tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde Hazine tarafından dava açılmayarak tutanaklar kesinleştiğinden bahisle istem reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin ilk fıkrasında öngörülen 30 günlük dava açma süresi, kadastro tutanaklarına karşı kadastro mahkemelerinde açılacak davalarla ilgilidir. Başka bir deyişle, kadastro tutanaklarına karşı 30 günlük süre içinde dava açılırsa, açılan bu davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gerekir. Aynı hükmün 3.fıkrasına göre 30 günlük süre geçirilmiş olunsa da, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içerisinde kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılabilir. Kaldı ki, 25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi
ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına yapılan “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindeki hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olduğundan, Hazine’nin mera iddiasıyla açtığı iptal ve sınırlandırma davaları on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakılmıştır.
Yapılan bu saptamaya göre, mahkemece çekişmenin esasının incelenerek hüküm kurulması gerekirken, yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/5317, K. 2011/6662, 23 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama