KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/5532 E., 2011/6834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.07.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı,maliki olduğu 128 ada 44 parsel sayılı taşınmazının gerçekte tapuda yazılı miktardan daha fazla olduğunu,taşınmazının bir kısımının davalılara ait 128 ada 40 ve 41 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde gösterildiğini belirterek yüzölçümünün düzeltilmesini istemiştir.
Davalı ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü kural olarak çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti sırasında veya sonradan yapılan işlemler nedeniyle ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre re’sen veya ilgilinin müracaatı üzerine kadastro müdürlüğünce yapılabilir. Kadastro müdürlüğünün yaptığı işlem üzerine bu işlemin iptali için de sulh mahkemelerinde dava açılma olanağı vardır.
Somut olayda ise; davacı tarafından anılan yasanın 41.maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, doğrudan mahkemede dava açılmıştır. Yasada öngörülen bu işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan açılan davanın dinlenme olanağı yoktur.
Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddi gerekirken, hukuki sonuçları tamamen ayrı olan “davanın reddine” dair hüküm kurulması doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiş ise de, düşülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/5532, K. 2011/6834, 25 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama