KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/10275 E., 2012/10565 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16/03/1989 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen 2007/580 esas sayılı dosya davacıları tarafından davalılar ... ve ... aleyhine 10/10/2007 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmelerinin iptali, müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine birleşen 2007/580 esas sayılı davanın kabulüne dair verilen 25/10/2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı birleşen dosya davalısı ... ve birleşen 2007/580 esas sayılı dosya davalısı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 27.03.1979 tarihli 15681 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Birleştirilen dava, 08.07.1975 tarihli 14525 yevmiye nolu, 27.03.1979 tarihli 15681 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmelerinin iptali ile davalıların müdahalesinin önlenmesine ilişkindir.
08.07.1975 tarihinde İzmir 4. Noterliği'nde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisi ... ... ..., oğlu ...'ya, 1427 parsel sayılı taşınmazın tamamının satışını vaat etmiştir.
27.03.1979 tarihinde İzmir 1. Noterliği'nde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile de, davalıların murisi ... ... ..., oğlu ... ...'nün damadı olan davacı ...'e, 1427 parsel sayılı taşınmazın tamamının satışını vaat etmiştir.Mahkemece, tapu iptali ve tescil davasının reddine, birleştirilen satış vaadi sözleşmelerinin iptali talebinin kabulüne, davalıların müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... ve birleştirilen dosya davalısı ... vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada davacı ..., satış vaadi sözleşmesine dayanarak ... ... ... mirasçıları olan kayıt maliklerini hasım göstererek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.
Elbirliği halinde mülkiyette, somut olayda olduğu gibi mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 701 ila 703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir ... da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Nüfus kayıtları ve veraset ilamlarına göre, ... ... ... mirasçılarından olan ve dava konusu 1427 parsel sayılı taşınmazda hissedar olan ... ...'nın ölü olduğu, oğlu ...'in ise davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır.
Satış vaadi sözleşmelerinin iptali talebi ile açılan birleştirilen davada ise, ... ... terekesini temsilen tüm mirasçıların bu davayı birlikte açması gerekir. Türk Medeni Kanununda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için kural olarak öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ... mirasçısı ... oğlu ... ...'nın olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle asıl ve birleştirilen davalar yönünden taraf teşkili tam olarak sağlanmadan çekişmenin esasının incelenip yazılı şekilde davanın esastan sonuçlandırılması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/10275, K. 2012/10565, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama